Devremülk Sözleşmelerinin İptali ve Ödenen Bedellerin İadesi


Devremülk, tatil köyleri veya tatil sitelerinde bulunan konut birimlerinin belli bir zaman dilimi için kullanım hakkını belirleyen bir sistemdir. Bu sistemde, bir kişi veya bir aile, belirli bir tatil konutunu yıllık olarak satın almak yerine, bu konutun belirli zaman dilimlerinde (genellikle bir hafta veya iki hafta gibi) kullanım hakkını satın alır.

Bu kullanım hakkı, genellikle bir yıl boyunca bir veya birkaç haftalık dönemler halinde, belirli bir tatil köyü veya tatil sitesindeki konut birimlerinde tatil yapma hakkını ifade eder. Devremülk sahipleri, belirli bir dönemde tatil yapmak için rezervasyon yaparlar ve bu süre içinde tatil köyünde veya sitede konaklarlar.

Devremülk sistemi, tatil yapmayı düzenli hale getirmek isteyen kişiler için bir seçenek olabilir. Bu sistemde, bir tatil konutunu tamamen satın almak yerine, sadece belirli zaman dilimlerinde kullanım hakkını satın almak daha ekonomik olabilir. Ancak, devremülk sistemini kullanırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır, çünkü sözleşmeler genellikle karmaşık olabilir ve kullanıcıların haklarını tam olarak anlamaları önemlidir.

Devremülk sözleşmeleri, tatil ve dinlenme amaçlı kullanılmak üzere bir mülkün kullanım hakkının belli bir süre boyunca belirli kişilere devredilmesini sağlayan sözleşmelerdir. Türk tüketici hukuku, tüketicinin korunmasını ön planda tutar ve devremülk sözleşmeleri de bu kapsamda değerlendirilir.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler, devremülk sözleşmeleri ile ilgili tüketicinin haklarını ve korunmasını düzenler. Bu düzenlemeler kapsamında, devremülk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar genellikle tüketici mahkemelerinde çözümlenir. Bu mahkemeler, tüketicilerin korunmasıyla ilgili konularda uzmanlaşmıştır.

Devremülk sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, tüketici haklarına ilişkin şu konulara dikkat edilmesi önemlidir:

Tabii, daha detaylı bilgi vermek için devremülk sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin Türk tüketici hukukunda önemli bazı hususları daha ayrıntılı olarak ele alabiliriz:

Sözleşmenin Kurulması ve İçeriği: Devremülk sözleşmeleri, tatil köyleri veya tatil sitelerinde bulunan konut birimlerinin belli bir zaman dilimi için kullanım hakkını belirleyen sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerin içeriği, tüketiciye sunulan hizmetler, kullanım koşulları, fiyatlar, rezervasyon prosedürleri gibi detayları kapsar. Sözleşmenin şartları tüketiciye açık ve anlaşılır bir şekilde sunulmalıdır.

Cayma Hakkı: Tüketicilere belirli bir süre içinde (genellikle 14 gün) cayma hakkı tanınır. Bu süre içinde tüketici, hiçbir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayabilir.

Fiyat Artışları ve Ek Ücretler: Sözleşme yapılırken belirlenen fiyatlar dışında ek ücretler talep edilemez. Ayrıca, tüketiciye önceden bildirilmeksizin fiyat artışı yapılması da hukuka aykırıdır.

Hizmet Kalitesi ve Reklam Yükümlülüğü: Tatil köyü veya tatil sitesinde sunulan hizmetler, sözleşmede belirtilen standartlara uygun olmalıdır. Tüketicilere sunulan hizmetlerle ilgili yapılan reklamların doğru ve dürüst olması gerekir.

İptal ve İade Hakları: Tüketici, sözleşmede belirtilen şartların yerine getirilmemesi durumunda sözleşmeyi feshetme ve ödediği bedelleri geri alma hakkına sahiptir.

Haksız Şartlar: Sözleşmede yer alan haksız veya hukuka aykırı şartlar tüketiciyi bağlamaz. Örneğin, tüketicinin haklarını sınırlayan veya tüketici aleyhine dengesizlik yaratan maddeler hükümsüz olabilir.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunumuzda, bu tür sözleşmelerden çıkacak uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Bununla birlikte tüketici davasını davalının bulunduğu yerleşim yerinde veya kendi yerleşim yerinde açabilir. Devremülk sözleşmesi iptali için öncelikle karşılıklı bir anlaşma özelliği taşıyan sözleşmenin hazırlanması ve taraflar tarafından imzalanması sırasında uyulması gereken bazı kurallara uyulmaması halinde gerçekleşmektedir. Devremülk sözleşmesi iptali için belirtilen şartlara uyulmadan yapılmış bir sözleşmeniz olması gerekmektedir.

Devremülk sözleşmesi ve barındırdığı hak ayni bir hak olup bu sözleşmenin tapuda resmi şekilde yapılması zorunluluğu mevcuttur. Adi yazılı şekilde veya farklı usullerle yapıldığı takdirde mahkemece iptali sağlanacaktır. Ancak; devre tatil sözleşmeleri şahsi bir hakkı kapsadığı için tapuda resmi şekilde yapılma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Devremülk sözleşmelerine bahse konu taşınmazın tapu senedinin eklenmesi zorunludur. Tapu senedi eklenmeyen sözleşmeler geçersizdir.  Mahkemeler vasıtasıyla, başvurduğunuz takdirde sözleşmenin iptali sağlanacaktır.

Bunların dışında ise alıcı sözleşmeyi imzaladığı tarihten itibaren 14 gün içinde hiçbir sebep olmadan ve cezai şart ödemeden sözleşmeyi tek taraflı olarak devremülk sözleşmesini feshedebilir. Tüketicilerin devremülk sözleşmelerinde yaşadıkları mağduriyetleri dışında maddi manevi ikinci bir mağduriyet yaşamamaları için bu konuda uzman avukatlarımız ile iletişime geçmeleri sonucunda sözleşmenin feshi ile ödenen bedellerin iadesi ve senetlerin iptali sağlanacak olup davanın kazanılması sonrasında kaybeden firmanın tüketiciye yaşatmış olduğu maddi manevi zarar için de ayrıca tazminat davası açılabilecektir.

DEVRE MÜLK SÖZLEŞMESİ KAT MÜLKİYETİ KANUNUMUZUN 57 VE 65. MADDELERİ ARASINDA DÜZENLENİR.

Madde 57 – Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade hakkı, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulabilir.

Bu hakka devre mülk hakkı denir.

Madde 58 – Aksi resmi senette kararlaştırılmadıkça devre mülk hakkının bağlı olduğu pay, devrelerin sayı ve süreleri esas alınarak eşit bir biçimde belirlenir.

Devre mülk hakkı ancak mesken nitelikli, kat mülkiyetine veya kat irtifakına çevrilmiş yahut müstakil yapılarda kurulabilir.

Devre mülk üzerinde bu hakla bağdaşan ayni haklar tesis edilebilir.

Devre mülk hakkı bağlı olduğu müşterek mülkiyet payına bağlı olarak devir ve temlik edilebilir ve mirasçılara geçer.

Madde 59 – Devre mülk hakkının yılın belli dönemlerine ayrılması ve 15 günden daha az süreli olmaması gerekir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa devre mülk hakkı sahibi bu hakkın kullanımını başkalarına bırakabilir.

Madde 60 – Ana taşınmaz mal ile bağımsız bölümlerin ve müstakil yapıların tapu kütüklerinin beyanlar hanesine, bağımsız bölüm veya yapı üzerinde devre mülk hakkı kurulduğu işaret edilir ve düzenlenecek tapu senedinde de bu husus belirtilir.

Madde 61 – Üzerinde devre mülk hakkı kurulacak yapı veya bağımsız bölümlerin ortak malikler arasında dönem süresi, devir ve teslimi ile istifade şekil ve usulleri, yöneticilerin seçimi ile hak ve sorumlulukları , büyük onarım için ayrılacak dönem, bakım masrafları gibi hususlar devre mülk sözleşmesinde belirlenir. Bu hususları içeren ve bütün hak sahiplerince imzalanan devre mülk sözleşmesi resmi senede eklenir ve tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilir.

Devre mülk hakkı kurulan her yapı veya bağımsız bölüm için ortak malikler, kendi aralarından veya dışarıdan bir gerçek veya tüzel kişiyi yönetici ve kat malikleri kuruluna temsilci olarak tayin ederler. Bu Kanunun genel hükümlerine göre atanan yöneticilere devre mülk yöneticiliği ile ilgili bazı görevler de verilebilir.

Madde 62 – Kat mülkiyetine çevrilmiş birden fazla bağımsız bölümlerden bazılarının üzerinde devre mülk hakkı kurulması, aksi yönetim planında kararlaştırılmamışsa, diğer bağımsız bölüm maliklerinin muvafakatlarına bağlı değildir.

Madde 63 – Üzerinde devre mülk hakkı kurulan yapı veya bağımsız bölümün ortak malikleri, aksi sözleşme ile kararlaştırılmamışsa, şuyuun giderilmesini isteyemezler.

Madde 64 – Devre mülk hak sahipleri, kendilerine ayrılan ve tapu sicilinde belirtilen dönem süresi sonunda istifade ettikleri bağımsız bölüm veya yapıyı sözleşme hükümleri gereğince boşaltmaya ve yeni hak sahibine teslime mecburdurlar.

Dönem süresi sonunda tahliye olmadığı takdirde, istifade edecek dönem sahibinden birisinin veya yöneticinin tapu kaydını ve sözleşmeyi talebine ekleyerek ibrazı halinde, mahallin en büyük mülki amirin emri ile, başkaca bir işlem ve tebligata lüzum kalmadan, derhal zabıtaca boşalttırılır. İdare veya yargı organlarınca yapılacak başvuru, bu boşaltma işlemini durdurmaz. İlgililerin kanundan ve sözleşmeden doğan hakları saklıdır.

Madde 65 – Devre mülk hakkı sahiplerinin hak ve borçları, yetki ve sorumluluklarının tespit ve uyuşmazlıkların çözümlenmesinde bu Kanunda, sözleşmede veya yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde Türk Medeni Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri uygulanır.

İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE

DAVACI                               :

VEKİLİ                                : Av. Elif Sena BİLGİÇ

-adres antettedir-

DAVALI                               :

KONU                                 : Müvekkil ile davalı arasında akdedilen 28.12.2013 tarihli Devre Mülk Satış Sözleşmesinin feshedildiğinin ve müvekkilin bu sözleşmeden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, varsa senetlerin iptaline, bu sözleşmeye dayalı olarak davalının davacıdan almış olduğu 100,00 TL (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) bedelin iadesi ve sözleşmenin iptalini içeren taleplerimizdir.

AÇIKLAMALAR               :

Müvekkili ile davalı arasında 28.12.2013 tarihinde devre mülk pay vaadi sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmeye konu olan devre mülk Yalova ili, Termal ilçesi, Kili Orman Mevkii, … Pafta, … Ada, …. parsel …. hisseli Devre Mülk satışını kapsamaktadır. (Ek1- Devre Mülk Satış Sözleşmesi)

Tüketicilerin bu tarz alışverişlerinde, teslim edilmemiş mal veya ürünlerden dolayı sadece sözleşmede belirtilen sürelerde cayma hakkını kullanacağını düzenleyen hükümler doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yok hükmündedir. Devre mülk satışının, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğu kuşkusuzdur. Bu yüzden cayma hakkının da hizmetin ifasından sonra başlayacağını kabul etmek, buna karşılık aksi yönde düzenlenmiş olan sözleşmede ise sözleşme imza tarihinden itibaren başladığını belirten maddeleri yok hükmünde kabul edilmelidir. Bu surette sözleşmenin gereğini yerine getirmeyen borçlu şirketin ileri sürdüğü tüm iddia ve savunmalar geçersiz olacaktır.

Müvekkil sürekli olarak oyalanmıştır. Müvekkile yalanlar söylenmiş ve müvekkil aldatılmıştır. Sözleşme yapıldıktan sonra bu devre mülkün aidatının 2.000 TL-3.000 TL aralığında olacağı söylense de müvekkilden kullanmadığı yıllarda dahi 12.000 TL aidat istenmiştir. Müvekkil bu paraları ödemek zorunda kalmıştır. Dosyaya bilirkişi atanarak haksız şekilde ödenen bu paraların iadesini istemek durumundayız.

Müvekkile    Sözleşmeler     ile    birlikte,    2013    yılında     kurulması    taahhüt    edilen

KOMİSYON KURULMAMIŞTIR. Diğer bir taraftan Müvekkilimle ve hali hazırda devre mülkü bulunan birçok malike bildirilen dilendiği zaman rayiç bedel üzerinden dairelerin geri alınabileceği vaadedilmiştir. Ancak Müvekkilim gayrimenkullerini iade etmek istediğindeDavalı Şirket tarafından çeşitli bahaneler ile oyalanmış sonrasında; bu borsanın kurulmayacağı şifahen öğrenilmiştir. TÜRKİYE ŞARTLARINDA BİR GAYRİMENKULUN DEĞER KAYBETMESİNİN MÜMKÜN OLDUĞU TARTIŞMAYA MAHAL VERMEYECE DERECEDE AŞİKÂRDIR.

Devre Tatil satışları birçok kişinin katıldığı tanıtım gezileri ile sağlanmış; bu gezilerde alınan gayrimenkullerin rayiç bedelle geri alınacağı, bu satışların bir yatırım aracı olabileceği hususu bildirilmiştir. BU YANILTICI BİLDİLENDİRMEYE İNANAN ALICILAR YATIRIM DÜŞÜNCESİ İLE SÖZ KONUSU GAYRİMENKULLERİ SATIN ALMAK MAKSADIYLA SÖZLEŞME İMZALAMIŞSA DA YATIRIM KONUSUNDA YANILTILMIŞLARDIR. Bu durum tanıkla ispat

edilebilir niteliktedir. Bu vaad de yukarıda açıkladığımız üzere gerçekleşmemiş hatta Davalı Şirket tarafından inkar edilmiştir.

SATIŞA KONU DEVRE MÜLK SÖZLEŞMESİ AYNİ BİR HAK OLUP RESMİ ŞEKİLDE YAPILMASI GEREKMEKTEDİR. DÜZENLENEN SÖZLEŞME GEÇERSİZDİR. ŞÖYLE Kİ:

Devremülk sözleşmeleri resmi şekilde ve en az 15 gün için yapılabileceğinden, akdedilen sözleşme her ne kadar hisseli gayrimenkul satış sözleşmesi başlıklı olsa da sözleşmenin aslında devre tatil sözleşmesi olduğu ancak devre tatil sözleşmesinin şartlarını da taşımadığı ortadadır. Devre tatil sözleşmesi için; bir gün önceden ön bildirim yapılması, cayma formu verilmesi, cayma süresi içerisinde peşinat alınmaması, sözleşmenin 12 punto olması gibi şartlar aranır iken müvekkil ile akdedilen sözleşmede bunların hiçbirisi yer almamaktadır.

Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57-60. maddeleri ile Türk Medeni Kanununun 780 ve 781.maddelerinde düzenlenmiştir. Kat Mülkiyeti Kanunu ile devre mülk hakkının müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulabileceği ve ana taşınmaz mal ile bağımsız bölümlerin ve müstakil yapıların tapu kütüklerinin beyanlar hanesine, bağımsız bölüm veya yapı üzerinde devre mülk hakkı kurulduğu işaret edileceği ve düzenlenecek tapu senedinde de bu hususun belirtileceği düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanununun ilgili maddelerinde ise; irtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescilin şart olduğu ve irtifak hakkına ilişkin sözleşmenin ancak resmi şekilde yapılması halinde geçerli olduğu açıkça belirtilmiştir.

Benzer bir konuda Yargıtay 13.HD.’nin 04.07.2013 tarih ve 2013/4117-18427 esas karar sayılı kararda

“Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, MK’nun 706, BK 213 Tapu Kanunu 26 ve Noterlik Kanunun 60.maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup, haricen düzenlenen satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir. Bu nedenle taraflar arasındaki devre mülk satış sözleşmesi de tapulu taşınmazın satışına ilişkin olup geçersizdir. GEÇERSİZ SÖZLEŞMEYE DAYANARAK DAVACININ FESİH VE ÖDEDİĞİ BEDELİN İADESİNİ HER ZAMAN TALEP HAKKINA

SAHİPTİR. Bu nedenle davacının ödediği bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”

şeklinde karar verilmiştir.

Devre mülk hakkı Kat Mülkiyeti Kanunu ile düzenlenmiştir. Devre mülk sözleşmesi ayni bir hakkı düzenlemekte olup, işbu bahsi geçen sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Ancak davalılar ile müvekkilim arasındaki 26.04.2015 tarihli devre mülk sözleşmesi, resmi şekilde yapılmamış olup işbu bahsi geçen sözleşme adi yazılı şekilde yapılmıştır. Devre mülk sözleşmesi şekil şartına tabi bir sözleşme olduğu için müvekkilim ve davalılar arasındaki işbu sözleşme resmi şekil şartına uygun yapılmadığı için geçersiz ve mutlak olarak batıldır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de devre mülk sözleşmesinin geçerlilik şartı sözleşmenin resmi şekilde yapılması olup işbu hususa uygun olarak

resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler geçersizdir. Şöyle ki;

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2016/12112 KARAR NO:2016/17761

“Davacı, 21.12.2014 tarihli İD 07206 no lu devremülk satış sözleşmesinin iptali, ödediği bedelin iadesi ve imzaladığı senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında imzalanan devremülk satış sözleşmesinin “sözleşmenin konusu” başlıklı 2. maddesinde ‘İş bu sözleşmenin konusu; satıcı mülkiyetindeki … İli,…. İlçesi, …. Mevkii, 363 Parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilmekte olan “… SAĞLIK TERMAL MERKEZİ” isimli tesiste yer alan ve ayrıntıları aşağıda belirtilen, mesken olarak kullanıma tahsisli olan bağımsız bölümlerin devremülk olarak satışı ile tapu devrinin şartları ve şeklinin düzenlenmesidir.’ şeklinde ifade edilen hükümle taraflar arasında devremülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken az yukarıda belirtilen hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ 2015/23869 E. 2017/6799 K. 1.6.2017 TARİH

“Davacı, devremülk satış sözleşmesinin iptali, sözleşme sebebiyle yapılan takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, taraflar arasında devremülk satış vaadi sözleşmesi tanzim edildiği, kendisine teslim yapılmadığı için muayene etme hakkı kullanmadığı, sözleşme kapsamında tatil hakkını da kullanmadığı bu sebeple cayma hakkının kullanılması için sürenin başlamadığı, kaldı ki söleşmede cayma hakkının belirtilmediği ve bu sebeple yasaya aykırı şekilde tüketici aleyhine sonuç doğuracak ilgili sözleşmenin düzenlendiği bu şekilde düzenlenen bir sözleşmeyle tüketicinin bağlı tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki taraflar arasında imzalanan devremülk satış sözleşmesinin “sözleşmenin konusu” başlıklı 2. maddesinde ‘İş bu sözleşmenin konusu … OTEL İŞLETMELERİ TURİZM İNŞAAT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ’ne ait … ili … ilçesi … … Mevkii … Pafta 3015 Ada 4 ve 5 numaralı parselin 7/10920 hissesinin satışı, satış bedeli, teslimi, bakım aidatı, resim, harç ve vergilerin ödeme koşulları, gayrimenkulün teslimi sonrası işletilmesi ile ilgili alıcı ve satıcı arasındaki karşılıklı taahhütleri kapsar.’ şeklinde ifade edilen hükümle taraflar arasında devremülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken az yukarda belirtilen hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/son maddesi gereğidir.”

şeklinde emsal kararlar vermiştir. İşbu emsal yargıtay içtihatlarındaki uyuşmazlığın somut olayımıza tatbik edilmesi halinde, müvekkilim ile davalılar arasında resmi şekilde yapılmayan devre mülk sözleşmesinin geçersizliği ortaya çıkacak olup geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri hususu sübut bulacaktır.

Yukarıda detaylıca izah edildiği üzere, taraflar arasındaki işbu sözleşme resmi şekil şartlarına uyulmadığı için mutlak olarak geçersiz olup geçersiz sözleşmeye dayanılarak edim talep edilemeyeceği ve geçersiz sözleşmedeki cezai şart ve yan edimleri de geçersiz olduğu için müvekkilim tarafından ödenen ve davalı tarafından tahsil edilen bedellerin tarafımıza iade edilmesi gerekmektedir. Detaylıca izah edilen sebepler yüzünden işbu davayı açma zorunluluğu hâsıl olmuştur.

Özellikle; Sözleşmelerde CAYMA HAKKI ve BU HAKKIN SÜRESİ NE ŞEKİLDE KULLANILACAĞI, TAŞINMAZLARIN FİZİKİ DURUMU, Sözleşmeler’e konu hakların devir veya takasının mümkün olup olmadığı, vb. konularda müvekkilim bilgilendirilmemiştir. Diğer bir yandan

Yönetmelik uyarınca düzenlenmesi ve tüketiciye verilmesi gereken “Tanıtım Broşürü” de müvekkilime teslim edilmemiştir.

DAVALI ŞİRKET TESLİMDE ve TAPU DEVRİNDE GECİKMİŞ; MÜVEKKİLİM DEVRE TATİL HAKKINI KULLANMAK İSTEDİĞİNDE BAŞKA DAİRE KENDİSİNE TEKLİF EDİLMİŞ VE 4+1 ADET DAİRESİ OLMASINA RAĞMEN DAİRESİNİ KULLANMAMIŞTIR.

Yukarıda kısaca arzına ve izahına çalıştığımız sebepler ile re’sen mahkemenizce nazara alınacak sebepler doğrultusunda, davalı taraf ile müvekkil arasında akdedilen 28.12.2013 tarihli …….. Sözleşme numaralı hisseli gayrimenkul satış sözleşmesi başlıklı devre tatil sözleşmesinin iptali ile ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesine ve varsa senetler yönünden borçlu olmadığımızın tespiti ile senetlerin iptaline ve tarafımıza iadesine karar verilmesi istemiyle huzurdaki işbu davayı açama zarureti hasıl olmuştur.

Tüketici hukukundan doğan uyuşmazlıklarda, tüketicinin açtığı devremülk sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında dava şartı arabuluculuk görüşmeleri karşı tarafın KATILMAMASI sonucu ile tamamlanmıştır. tarih ……. Arabuluculuk numaralı dosya ekte bilginize sunulmuştur.

HUKUKİ NEDENLER      : Tüketicinin Korunması Hk. Kanun, TBK, TMK, ve sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER        : Sözleşme Asılları, Taahütname Aslı, E-posta görüntüleri, Her türlü video ve ses kaydı, Tanık, Bilirkişi, Yemin, Karşı tarafça sunulacak delillere karşı sunulacak deliller Sair her türlü delil,

SONUÇ ve İSTEM              :

Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenlerle Müvekkilimin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;

Sözleşmeden   döndüğümüzden   bahisle   ödenen    bedellerin   yasal   faiziyle    birlikte

İADESİNE,

Yapılan sözleşmenin İPTALİNE,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz. 11.03.2024

DAVACI VEKİLİ AV. ELİF SENA BİLGİÇ

EK: 1-) Devre Mülk Satış Sözleşmesi

2-) Arabuluculuk Son Tutanağı

Türk tüketici hukuku çerçevesinde devremülk sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda tüketicilere sağlanan temel hakları kapsar. Ancak, her durum farklı olduğundan ötürü Samsun ilinde bulunan deneyimli kadrosuyla sizlere hizmet veren  BİLGİÇ%YALÇIN HUKUK VE DANIŞMANLIK ofisimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

 

Hemen AraWhatsappYol Tarifi