Genel Hatlarıyla Türk Ceza Hukuku


GİRİŞ

Türk Ceza Hukuku, ülkemizde uygulanan cezai düzenlemeleri içeren hukuk dalıdır. Türk Ceza Hukuku’nun başlıca kaynağı olan Türk Ceza Kanunu, suçların tanımını yapar ve bu suçlara karşı uygulanacak cezaları belirler. Ceza hukuku, suç ve cezaları düzenleyen bir hukuk dalıdır ve toplumsal düzeni korumak ve bireylerin toplumda güvenliği sağlamak adına uymaları gereken kuralları belirler. Bu hukuki düzenin temelini ise Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu, diğer kanun ve düzenlemeler oluşturmaktadır. Bu yazımızda genel olarak Türk Ceza Hukuku’na dair bilgilendirmeler yer almaktadır.

1.Giriş

2. Türk Ceza Hukuku Kaynakları

3. Suç ve Unsurları

4. Cezalar ve Tedbirler

5. Hukuki Süreç ve Yargılama

6. Ceza Yargılamasında İlkeler

7. Ceza Yargılamasında Avukatın rolü: Hukuki Temsil ve Savunma

8. Sıkça Sorulan Sorular

TÜRK CEZA HUKUKU’NUN KAYNAKLARI

Türk Ceza Hukuku, suçları ve cezaları düzenleyen bir hukuk dalıdır. Temel kaynakları şunlardır:

Anayasa: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türk hukuku ve ceza hukukunun en üst düzeydeki kaynağını oluşturur. Anayasa, temel hak ve özgürlükleri, devletin yapısını ve temel hukuki ilkeleri belirler.

Türk Ceza Kanunu: Türk Ceza Kanunu, suçları ve bu suçlara uygulanacak cezaları düzenler. Türk Ceza Kanunu, suçların tanımını yapar, ceza sorumluluğunu belirler ve ceza türlerini sıralar.

Ceza Muhakemeleri Kanunu: Ceza Muhakemeleri Kanunu, ceza davalarının nasıl yürütüleceğini ve ceza yargılama süreçlerini düzenler. Bu kanun, soruşturma, kovuşturma, süreçleri ve temel yargılama ilkelerini içerir.

Yargıtay Kararları: Yargıtay, Türk Ceza Hukuku’nun uygulanmasında önemli bir rol oynar. Yargıtay’ın içtihatları, yani daha önce verilmiş kararlar, hukuki birikimi oluşturur ve mahkemelerin benzer durumlarda nasıl kararlar vermesi gerektiğine dair bir rehber sunar.

Uluslararası Anlaşmalar: Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde çeşitli anlaşmalara taraf olmuştur. Bu anlaşmalar, uluslararası suçlar, insan hakları ve adil yargılanma gibi konularda Türk Ceza Hukuku’nu etkileyebilir.

Öğreti ve İçtihatlar: Hukuk fakültelerindeki hocaların yazdığı kitaplar ve makaleler, Türk Ceza Hukuku’nun teorik temellerini açıklar. Ayrıca, yargı kararları ve içtihatlar, hukukun nasıl yorumlanması gerektiği konusunda önemli birer kaynaktır.

Türk Ceza Hukuku, sürekli olarak değişen ve gelişen bir alan olduğundan, güncel mevzuatı ve Yargıtay’ın en son içtihatlarını takip etmek önemlidir. Bu kaynaklar, Türk Ceza Hukuku’nun temelini oluşturur ve hukuk sistemimizin işleyişinde önemli bir rol oynar.

SUÇ VE UNSURLARI

Türk Ceza Hukuku, toplum düzenini korumak, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak amacıyla düzenlenmiş bir hukuk dalıdır. Bu hukuk dalının temelini, suç ve ceza ilişkisi oluşturur. Suç kavramı, hukuki bir norma aykırılık oluşturan ve cezai yaptırımı gerektiren bir eylemi ifade eder.

Suç genel teorisine göre suçun; fiil, tipiklik, hukuka aykırılık ve manevi unsur olmak üzere dört temel unsuru bulunmaktadır.

Fiil; tanım olarak insan davranışları sonucu ortaya çıkan eylemdir. Suçun unsurları anlamında ise fiil,  insan davranışları sonucu ortaya çıkan eylem ile suçun tanımındaki eylemin uyuşması anlamına gelmektedir.

Tipiklik unsuru bir diğer adıyla kanuni unsur; gerçekleştirilmiş bir fiilin Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş suçun tanımı ile birebir uyuşmasıdır. Kişinin eylemi kanundaki tanım ile birebir uyuşmaz ise suçtan bahsedilmesi mümkün olmayacaktır.

Hukuka aykırılık unsuru; her ne kadar kural olarak suç tanımına uygun olarak gerçekleştirilen fiil hukuka aykırı ise de ceza hukuku bir takım istisnalar getirerek gerekli şartların oluştuğu bazı fiillerin hukuka uygun olacağını belirlemiştir. Kanunun hükmünü icra, meşru savunma, hakkın icrası, amirin emrini yerine getirme ve ilgilinin rızası Türk Ceza Kanunu’nda belirtilmiş olan başlıca hukuka uygunluk nedenleridir.

Manevi unsur; kişinin isnat yeteneği olması üzerine kurulu bir düzenlemedir. Bu unsur içerisinde kast ve taksir olmak üzere iki şekilde incelenecektir. Kural olarak suçun oluşabilmesi için isnat yeteneği olan bir gerçek kişinin, suçu bilerek ve isteyerek işlemiş olması gerekmektedir. Bu kural ceza hukukunun evrensel ilkelerinden olan “Kusursuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin bir yansımasıdır. Kişinin fiili, yukarıda sayılan tüm unsurları içerse dahi kişinin kastı olmazsa suç ve ceza oluşmayacaktır. Bu kuralın istisna durumlarını ise taksir kavramı oluşturmaktadır. Buna göre, bazı suçların taksir ile işlenebilmesi ceza kanununca mümkün kılınmıştır. Taksir, Ceza Kanunu’nda “Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır.

CEZALAR VE TEDBİRLER

Türk Ceza Hukuku’nda suç işleyenlere uygulanan cezalar ve tedbirler, suçun türüne ve ağırlığına göre değişiklik gösterir. Cezanın amacı suç işleyen kişi caydırmak, ıslah ve tekrar suç işlenmesinin önüne geçmektir. Türk Ceza Hukuku’nda yaptırımlar iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlar ceza ve güvenlik tedbirleridir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun düzenlemektedir. Ceza, kendi içinde hapis cezası ve para cezası olarak ikiye ayrılmaktadır.

Hapis Cezası, suç işleyen kişinin hürriyetini kısıtlamaya yönelik bir cezadır. Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş üç tip hapis cezası bulunmaktadır bunlar; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezasıdır. Hapis cezaları ilke olarak ceza infaz kurumlarında infaz edilmektedir.

Para Cezası, TCK Madde 52’de adli para cezası hükümleri düzenlenmiştir. Buna göre: “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” Adli para cezası yalnızca Mahkemeler tarafından hükmolunabilir. Diğer Devlet Kurumlarınca herhangi bir para cezasına hükmedilmesi halinde ise bu ceza “İdari para cezası” olacaktır. Adli para cezasına doğrudan hükmedilebileceği gibi bu para cezası seçenek yaptırım olarak da sunulabilmektedir. Bunun yanı sıra hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesiyle veya hapis cezasına ek olarak da adli para cezasına hükmedilebilmektedir.

Güvenlik Tedbirleri, suç işleyen kişiye karşı suçun işlenmiş olması ve tekrar işlenebilmesi ihtimali dolayısıyla, tehlike durumuna göre belirlenen ve  kişiye karşı kişinin kendisini ve toplumu korumak amacıyla uygulanan tedbirlerdir.  Güvenlik tedbirlerinin uygulanması için birtakım şartların bir arada bulunması gerekmektedir; bir suçun işlenmiş olması, tehlikeli halin varlığı, kanunda öngörülmüş olması ve hakim tarafından hükmedilmesi kanunda sayılan şartlardır. 5237 sayılı TCK’da sayılı güvenlik tedbirleri şunlardır: Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (TCK m.53), Eşya müsaderesi (TCK m.54), Kazanç müsaderesi (TCK m.55), Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (TCK m.56), Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (TCK m.57), Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular (TCK m.58), Sınır dışı edilme (TCK m.59), Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (TCK m.60).

HUKUKİ SÜREÇ VE YARGILAMA

Türk Ceza Hukuku’nda hukuki süreç, suç işlendiği şüphesi bulunan bir kişinin yargılanması ve ceza alması durumunda uygulanan bir dizi aşamadan oluşur. İşte genel olarak Türk Ceza Hukuku’nda hukuki sürecin işleyişi ve yargılama aşamaları:

  1. Suçun İşlenmesi ve Soruşturma:

Suç işlendiği şüphesiyle bir durum ortaya çıktığında, soruşturma başlar. Soruşturma, Cumhuriyet Savcısı veya yetkili kolluk birimleri tarafından yürütülür. Bu aşamada savcılık makamınca deliller toplanır, şüpheliler ifade verir, olay yeri incelemesi yapılır. Soruşturma aşamasında, şüphelinin suçu işlediğine dair yeterli delil ve kuvvetli şüphe bulunması halinde mahkeme kararıyla gözaltına alınabilir veya tutuklanabilir.

  • İddianame ve Kovuşturma:

Soruşturma tamamlandıktan sonra Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianame hazırlanır. İddianame, suçlamaları ve delilleri içerir. Mahkemeye sunulur ve soruşturma aşamasının sona ermesi ile birlikte kovuşturma başlar.

  • Mahkemeye Sevk ve İlk Duruşma:

İddianame, mahkemeye sunulduktan sonra şüpheli veya sanık mahkemeye sevk edilir. İlk duruşmada suçlamalar ve deliller ortaya konulur, savunma yapılır.

  • Yargılama ve Delillerin Sunumu:

Mahkeme, delillerin sunulmasını ve tarafların savunmalarını dinler. Tanıklar, bilirkişiler ve diğer deliller mahkeme tarafından değerlendirilir.

  • Karar Aşaması:

Mahkeme, delilleri değerlendirerek suçlu veya suçsuz olduğuna dair bir karar verir. Bu aşamada mahkemece beraat kararı, ceza verilmesine yer olmadığı kararı mahkumiyet kararı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi kararı ve davanın düşmesi kararı verilebilir.

  • Temyiz Süreci:

Mahkemenin verdiği karar, taraflarca temyiz edilebilir. Temyiz süreci öncelikle İstinaf başvurusu olarak gerçekleştirilir sonrasında ise Yargıtay’da gerçekleşir ve yerel mahkeme kararının hukuka uygunluğu incelenir.

  • Ceza İnfazı veya Salıverme:

Hüküm giyen kişi cezasını infaz etmek üzere cezaevine gönderilir. Belirli şartları yerine getirenler şartlı salıverme gibi alternatif ceza uygulamalarına tabi olabilir.

Bu aşamalar genel bir çerçeve sunmaktadır; ancak her dava özeldir ve detaylar davaya göre farklılık gösterebilir. Hukuki süreç, adil yargılama, savunma hakkı gibi temel hukuki prensiplere uygun olarak işler.

CEZA YARGILAMASINDA İLKELER

Türk Ceza Hukuku’nda bir dizi temel ilke bulunmaktadır. Bu ilkeler, hukuki sürecin adil ve etkili bir şekilde işlemesini sağlamak, birey haklarını korumak ve toplum düzenini sağlamak amacıyla belirlenmiştir.  Bu ilkeler, Türk Ceza Hukuku’nda adil, etik, ve hukuka uygun bir yargılama süreci oluşturmak, birey haklarını korumak ve toplum düzenini sağlamak amacıyla temel alınır.

Yasallık ilkesi: Türk Ceza Hukuku’nun temel bir ilkesidir ve “nullum crimen sine lege” ilkesini içerir, yani “kanun olmadan suç olmaz” anlamına gelir. Bu ilkeye göre, bir eylem ancak önceden kanunda suç olarak tanımlanmışsa cezalandırılabilir. Suç ve cezaların belirlenmesi için yetki, sadece kanun koyucuya aittir ve kanunlar önceden yazılı, açık ve net olmalıdır. Yasallık ilkesi, suçun kanunda önceden tanımlanmamış bir eylemi geriye dönük olarak suç saymayı reddeder. Yani, bir kişi eylemi işledikten sonra çıkan bir kanunla cezalandırılamaz. Bu ilkenin uygulanması ile bireylerin hukuki güvencelerini artırarak hukuka güveni tesis etmesi amaçlanır. Bu ilke, keyfi uygulamalara karşı koruma sağlar ve bireylerin haklarını güvence altına alarak adil bir hukuk düzeninin temelini oluşturur.

Kıyas yasağı: Kıyas, hukuk kurallarının belirlenmesinde ve yargılama süreçlerinde, benzer durumları karşılaştırarak bir hüküm çıkarmak anlamına gelir. Türk Ceza Hukuku’nda, suçun ve cezanın tanımlanması, kanunlarda açıkça belirtilmiş olan hükümlere dayanmalıdır. Yani, bir olayın değerlendirilmesinde veya ceza miktarının belirlenmesinde, başka bir benzer durumun referans alınması yasaklanmıştır.

Kusursuz Ceza Olmaz İlkesi: “Kusursuz ceza olmaz” ilkesi, hukuk sistemlerinde genel olarak kabul edilen bir prensiptir ve Türk Ceza Hukuku’nda da benimsenmiştir. Suç içeren bir eylemin oluşabilmesi için bir kusurun bulunması gerektiğini ifade eder. Bu ilke, suç ve ceza ilişkisinde kişisel kusurun önemini vurgular ve bir kişinin cezalandırılabilmesi için bilinçli bir eylemde veya ihmalde bulunmuş olması gerektiğini belirtir.

Suç ve Cezada Şahsilik İlkesi: Türk Ceza Hukuku’nda suç ve cezada şahsilik ilkesi, temel hukuki prensiplerden biridir. Bu ilke, suçun ve cezanın şahsa özgü olması anlamına gelir. Bu ilke Ceza Kanununda “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” şeklinde yer almıştır. Aynı zamanda Anayasa’nın ‘’suç ve cezalara ilişkin esaslar’’ başlıklı 38.maddesinin 7. Fıkrasında‘’Ceza sorumluluğu şahsidir.’’ lafzı ile anayasal güvence altına alınmıştır. Yani, suç işleyen kişi ile suçun cezasına çarptırılan kişi aynıdır. Bu ilkenin bazı temel unsurları şunlardır:

Suçta Şahsilik İlkesi: Bir kişi ancak kendi iradesiyle gerçekleştirdiği bir eylemden dolayı sorumlu tutulabilir. Başka birinin suçunu cezalandırmak, suç ve cezada şahsilik ilkesine aykırıdır.

Cezada Şahsilik İlkesi: Ceza, suçu işleyen kişiye özgü olarak uygulanmalıdır. Bu ilke, suçun şahsiliğini vurgular ve aynı suçu işleyen farklı kişilere aynı cezanın uygulanması gerektiğini belirtir.

Türk Ceza Hukuku’nda suç ve cezada şahsilik ilkesi, hukukun temel prensiplerinden biri olarak kabul edilmiştir. Ancak, bu ilkenin bazı istisnaları da bulunabilir. Örneğin, ceza hukukunda özel bir durum olan kolektif suçlar ve cezalarda, suç ve ceza birden fazla kişiye yönlendirilebilir. Bu ilkenin amacı, adaletin sağlanması, suçlunun kişisel sorumluluğunu vurgulamak ve cezalandırmanın hukuki güvencelerle çerçevelenmesidir. Ayrıca, suçun şahsi bir kusurdan kaynaklanması durumunda, cezanın da bu kişisel kusura uygun olarak belirlenmesini sağlamaktır.

Masumiyet karinesi: Suçsuzluk ilkesi veya uluslararası hukuk terimi olarak “presumption of innocence”  bir kişinin suçlu kabul edilmeden önce mahkeme kararıyla kanıtlanana kadar masum sayılması gerektiğini ifade eder. Masumiyet karinesi, bir kişinin suçlu olduğuna dair yeterli delil bulunana kadar o kişinin suçsuz olduğu kabul edilmesini sağlar. Bu ilkenin temel amacı, masumiyetin kanıtlanana kadar herkesin suçsuz sayılmasını ve suçlu bulunan kişinin suçlu olduğuna dair ötesinde bir makul şüphe olmadan kesin delillerin bulunmasını gerektirmesidir. Masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkının bir parçası olarak da kabul edilir. Bu ilke, suçlanan kişinin savunma hakkını korur ve mahkeme sürecinin adil ve tarafsız olmasını sağlar. Suçlu olduğuna dair güçlü deliller olmadan bir kişiyi suçlu ilan etmek, haksız yere cezalandırmak ve masum insanların cezalandırılmasını önlemek amacıyla hukukumuzda bu ilke benimsenmiştir.

CEZA YARGILAMASINDA AVUKATIN ROLÜ: HUKUKİ TEMSİL VE SAVUNMA

Ceza yargılaması, bireylerin suçlamalarla karşı karşıya kaldığı ciddi bir hukuki süreçtir. Bu süreçte, adil bir yargılama hakkını güvence altına almak ve bireyin haklarını savunmak amacıyla avukatlar kilit bir rol oynar.

Ceza yargılamasında avukat, suçlanan kişinin hukuki temsilini üstlenir. Bu, hukuki sürecin karmaşıklığını anlama, yasal hakları savunma ve adil bir yargılama sürecini güvence altına alma sorumluluğunu içerir. Avukatlar, müvekkillerini temsil ederek soruşturma aşamasındaki ifadelere katılarak beyan verme, savunmalarını hazırlama, kovuşturma aşamasında mahkemede beyan verme, kanıtları değerlendirme ve savunma stratejilerini geliştirme gibi görevleri yerine getirirler.

Avukatlar, müvekkillerinin adil bir yargılama hakkını koruma sorumluluğunu taşır. Bu, mahkemede tarafsız bir ortamın sağlanması, yasal süreçte haksız muamele veya keyfi uygulamalara karşı mücadele etme ve müvekkilin haklarına saygı gösterme anlamına gelir. Avukatlar, hukuki prosedürleri doğru bir şekilde takip ederek müvekkilin lehine olan kanıtları sunma ve yargılama sürecinde adil bir dengeyi koruma amacını güderler.

Avukatlar, müvekkillerini savunurken çeşitli stratejiler kullanır. Kanıtları değerlendirme, tanıkları sorgulama ve hukuki argümanlar geliştirme gibi becerilerle, savunma stratejilerini kusursuz bir şekilde uygularlar. Ayrıca, müvekkillerinin durumunu analiz eder, hukuki savunma planını oluşturur ve mahkeme sürecinde etkili bir şekilde iletişim kurarlar. Yine hukuki konuya benzer lehe içtihat araştırmaları yapar ve bu içtihatlar ışığında müvekkil için savunma hazırlarlar.

Avukatlar, müvekkillerini savunma sürecinde destekler, yasal bilgi ve deneyimleriyle adaletin tecellisine katkıda bulunurlar. Bu nedenle, ceza yargılamasında avukatlar, hukukun temel prensiplerini koruma ve savunma görevini yerine getirme açısından önemli birer aktördürler.

BİLGİÇ&YALÇIN HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU; deneyim ve uzman kadrosuyla, müvekkillerine ceza hukuku alanında üst düzey hukuki hizmet sunmaktadır. Bu alandaki uzmanlığımız, karmaşık hukuki durumları çözme, müvekkillerimizin haklarını etkin bir şekilde savunma ve adil bir yargılama süreci sağlama konusundaki taahhüdümüzü yansıtmaktadır.

Ceza hukuku, titizlik ve uzmanlık gerektiren bir alandır. Deneyimli avukatlarımız, müvekkillerini en iyi şekilde temsil eder. Tecrübeli kadromuz, ceza davalarında müvekkillerimize hukuki çözümler sunma konusundaki güçlü bilgi birikimini ve pratiği bir araya getirir. Hukuki analiz ve araştırma konusundaki uzmanlığımız sayesinde, müvekkillerimizi en iyi şekilde temsil edecek ve adaletin tecellisine katkıda bulunacak savunma stratejilerini hayata geçiririz. Yasal prosedürleri titizlikle takip eder, kanıtları değerlendirir ve müvekkillerimizin lehine olan durumları en etkili şekilde sunarız. Ceza hukuku alanında sahip olduğu uzmanlık ve müvekkil odaklı yaklaşımıyla güvenilir ve kaliteli hukuki hizmet sunmaya devam etmektedir. Adaletin temsilcisi olarak, müvekkillerimizin haklarını savunmak için azim ve kararlılıkla çalışıyoruz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

-Tüzel kişiler suç işleyebilir mi? Tüzel kişilere ceza yaptırımları uygulanabilir mi?

+ Türk Ceza Kanunu madde 20/2’ye göre; “Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.”  Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilmesinin şartları vardır. Bu şartlar TCK md.60’da belirlenmiştir.

-Güvenlik tedbirleri suç işlenmeden önce uygulanabilir mi?

+ Güvenlik tedbirlerinin suç işlenmeden önce uygulanması mümkün değildir. Zira TCK Madde 2/1’de “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fi il için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz” denmiştir.

-Adli para cezası ödenmezse ne olur?

+ Adli para cezasına hükmedildikten sonra ödenmemesi durumunda bu para cezası hapis cezasına çevrilebilmektedir.

-Adli para cezası ertelenebilir mi? Adli para cezası taksitlendirilebilir mi?

+ Cezanın ertelenmesi, yalnızca hapis cezaları için uygulanabilmektedir. Kişinin hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği durumlarda dahi adli para cezasının ertelenmesi mümkün değildir. Adli para cezasının ödenmesinin kolaylaşması adına mahkemece taksitlendirilmesine karar verilmesi mümkündür.

-Hakkımdaki ceza davasında karar verildi. Avukat ile görüşmek için geç mi kaldım?

+ Ceza davalarında Yerel Mahkeme kararından sonra İstinaf Süreci başlamaktadır. Buna göre, bu karara itiraz etmek mümkündür. Bu anlamda yargılamanın her aşamasında avukat ile temsil edilme hakkının kullanılması mümkündür.

Hemen AraWhatsappYol Tarifi