Türk Hukuk Sisteminde Ceza Yargılaması Kapsamında Koruma Tedbirleri Yakalama / Gözaltı / Tutukluluk Halleri


Koruma tedbirleri, Türk Hukuku’nda suçun işlenmesinin devam etmesini önlemek, suçlunun kaçmasını
engellemek veya suç delillerinin yok edilmesini önlemek amacıyla alınan geçici önlemlerdir. Türk Ceza
Muhakemesi Kanunu (CMK) bu konuda detaylı hükümler içermektedir.

Türk Ceza Muhakemesi Kanunu, soruşturma ve kovuşturma sürecinde koruma tedbirlerinin alınabileceği
durumları düzenlemektedir. Bu tedbirler, genellikle şüpheli veya sanığın kişi özgürlüğüne sınırlama
getiren tedbirlerdir. CMK, koruma tedbirlerini düzenlerken, kişinin hak ve özgürlüklerine saygıyı ve
hukuki güvenceleri ön planda tutmayı hedefler.

CMK’da yer alan koruma tedbirleri arasında; gözaltı, tutuklama, adli kontrol, yakalama, seyahat yasağı,
iletişim yasağı ve koruma kararı gibi tedbirler bulunmaktadır. Bu tedbirler, suçun türüne, delil durumuna,
suçun işlendiği aşamaya ve kişinin kaçma veya delilleri yok etme olasılığına göre alınabilir.

Koruma tedbirlerinin alınması, yargı yetkisini kullanma sürecinde adil yargılanma hakkı ve kişi
özgürlüğü gibi temel hakları etkileyebilir. Bu nedenle, CMK’da koruma tedbirlerinin alınmasına ilişkin
hükümler, kişinin haklarının korunmasını ve hukuki denetimin sağlanmasını amaçlar. Örneğin, gözaltı ve
tutuklama gibi sınırlayıcı tedbirler, hukuki denetim mekanizmalarıyla sürekli gözetim altında tutulur ve
tutuklanan kişiye yargılama süreci boyunca savunma hakkı tanınır.

Koruma tedbirlerinin Türk Hukuku’ndaki yeri, suçla mücadelede etkili bir önlem olarak değerlendirilir.
Bu tedbirler, suç işlenmesini önlemek, mağduriyetleri engellemek ve adaletin sağlanmasına katkıda
bulunmak amacıyla kullanılır. Ancak, bu tedbirlerin uygulanması sırasında kişinin haklarının korunması
ve hukuki güvencelerin sağlanması da önemlidir.

Koruma Tedbirlerinin Uygulama Alanı

Soruşturma ve kovuşturma sürecinde, daha sonra tesis edilecek hükmün kağıt üstünde kalmasına engel
olmak, yani hükmün infaz edilebilirliğini sağlamaya yönelik, veya maddi gerçeğin ortaya çıkmasını
temin etmek amacıyla tatbik edilen, bir temel hakkı hükmün kesinleşmesinden önce kısıtlayan, geçici,
gecikemez ve kural olarak hakim kararını gerektiren tedbirlere koruma tedbiri adı verilir.

Koruma tedbirleri, Türk hukukunda çeşitli durumlar için uygulanabilir. İşte koruma tedbirlerinin
uygulama alanlarından bazıları:

Suçun İşlenmesini Önlemek: Koruma tedbirleri, suçun işlenmesini engellemek amacıyla alınabilir.
Örneğin, bir şüpheli veya sanık hakkında suçun önlenmesi için yakalama kararı çıkarılabilir.

Delillerin Yok Edilmesini Önlemek: Suçla ilgili delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini
engellemek için koruma tedbirleri alınabilir. Bu tedbirler, delillerin güvence altına alınması ve
soruşturma/kovuşturma sürecinde kullanılabilirliğinin sağlanması amacıyla önemlidir.

Şüphelinin veya Sanığın Kaçmasını Engellemek: Koruma tedbirleri, şüpheli veya sanığın kaçma
ihtimali bulunduğunda alınabilir. Örneğin, tutuklama tedbiri, kişinin adli süreçte kaçma riskine karşı kişi
özgürlüğünü sınırlayabilir.

Mağduriyeti Önlemek veya Korumak: Koruma tedbirleri, mağdurun güvenliğini sağlamak veya
mağduriyetin artmasını önlemek amacıyla alınabilir. Örneğin, bir mağdurun fiziksel veya psikolojik
güvenliğini sağlamak için koruma kararı çıkarılabilir.

Şiddet veya Tehdit Durumlarında Koruma: Şiddet veya tehdit riski bulunan durumlarda, mağdura veya
mağdurun yakınlarına yönelik koruma tedbirleri alınabilir. Bu tedbirler, örneğin yaklaşma yasağı veya
iletişim yasağı gibi sınırlayıcı önlemleri içerebilir.

Bu, koruma tedbirlerinin uygulanabileceği genel alanlardan sadece birkaçıdır. Uygulama alanı, suç
türüne, suçun niteliğine, delil durumuna ve özel durumlara bağlı olarak değişebilir. Tedbirlerin
uygulanması, yasalara ve hukuki prosedürlere uygun olarak yapılmalı ve kişinin haklarının korunmasına
özen gösterilmelidir.

Koruma Tedbirleri Çeşitleri

Koruma tedbirlerinin sınıflandırılmasından söz edince ilk akla gelen kıstaslar arasında tedbirin
sınırlandırdığı hak veya özgürlük, tedbirin amacı, tedbire maruz kalan kişi ve tedbire karar verecek
makam bulunmaktadır. Ancak doktrinde tedbirlerin içerik açısından ya da kronolojik olarak işlevi,
tedbirin zorlayıcı veya zorlayıcı olmayan, gizli veya açık şeklinde uygulanma biçimi, tedbirin tarihsel
gelişim bakımından geleneksel ya da modern olma niteliği, sadece adli niteliği olan veya hem adli, hem
de idari (önleyici) niteliği olan tedbirler şeklinde hukuki özelliği gibi çeşitli kıstasların da sınıflandırmada
esas alındığı görülmektedir.

Koruma tedbirleri çeşitleri, suçun önlenmesi, delillerin korunması, kaçma riskinin engellenmesi,
mağduriyetin önlenmesi gibi amaçlar doğrultusunda çeşitli durumlarda uygulanabilir. İşte koruma
tedbirlerinin bazı çeşitleri:

Gözaltı: Şüpheli veya sanığın suçun işlenmesini önlemek, delillerin yok edilmesini engellemek veya
kaçma riskini engellemek amacıyla geçici olarak özgürlüğünün sınırlanmasıdır. Gözaltı kararı, yetkili
merciler tarafından verilir.

Tutuklama: Ciddi suçlarda veya kaçma riski yüksek olan durumlarda şüpheli veya sanığın
tutuklanmasıdır. Tutuklama kararı, mahkeme tarafından verilir ve kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasıyla
sonuçlanır.

Adli Kontrol: Şüpheli veya sanığın özgürlüğü devam ederken belirli şartlara tabi olmasıdır. Örneğin,
belirli bir yere gitme yasağı, iletişim yasağı veya düzenli olarak polise bildirim yapma gibi şartlar adli
kontrol tedbirleri arasında yer alır.

Yakalama: Şüphelinin veya sanığın kaçma riski yüksek olduğunda yakalanarak adli makamlara teslim
edilmesini sağlayan tedbirdir. Yakalama kararı, mahkeme tarafından verilir ve kolluk kuvvetleri
tarafından uygulanır.

Seyahat Yasağı: Şüpheli veya sanığın belirli bir bölgeyi veya ülkeyi terk etmesini engellemek amacıyla
uygulanan tedbirdir. Seyahat yasağı kararı, mahkeme tarafından verilir ve kişinin pasaportuna işlenerek
uygulanır.

İletişim Yasağı: Şüpheli veya sanığın belirli kişilerle iletişimini kısıtlayan tedbirdir. İletişim yasağı,
özellikle suçun mağduru veya tanıklarıyla teması engellemek veya delillerin etkilenmesini önlemek
amacıyla uygulanabilir.

Bu, koruma tedbirlerinin bazı yaygın çeşitleridir. Tedbirlerin uygulanması, suçun türüne, delil durumuna,
şüpheli veya sanığın risk profiline ve hukuki sürece göre değişebilir. Hukuk sistemleri, bu tedbirlerin
kullanımında kişilerin haklarını ve adil yargılanma prensiplerini korumayı hedefler.


GÖZALTI

Gözaltının Tanımı ve Amaçları

Türk hukukunda gözaltı, şüpheli veya sanığın, suç işlediği şüphesiyle yetkili merciler tarafından belirli
bir süreyle sınırlı olarak özgürlüğünden mahrum bırakılmasıdır. Gözaltı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun
(CMK) ilgili hükümleri ve anayasa tarafından düzenlenmiştir.

Gözaltının amaçları şunlardır:

Suçun Araştırılması: Gözaltı, suçun aydınlatılması ve delillerin toplanması amacıyla kullanılır. Yetkili
kolluk veya adli makamlar, şüphelinin suçla ilgili beyanını almak, delilleri toplamak ve suçun
aydınlatılması için gerekli diğer adımları atmak amacıyla gözaltına alma yetkisine sahiptir.

Suçun Önlenmesi: Gözaltı, suçun işlenmesini veya devamını önlemek amacıyla kullanılabilir. Yetkili
makamlar, ciddi bir suçun işlendiği veya işleneceği şüphesi durumunda, kişiyi gözaltına alarak kamu
düzenini ve güvenliğini sağlamaya çalışırlar.

Delillerin Korunması: Gözaltı, delillerin korunması ve tahribatının önlenmesi amacıyla da kullanılabilir.
Özellikle suçun işlendiği yerde veya şüphelinin üzerinde delil bulunma ihtimali varsa, gözaltına alma
işlemi yapılarak delillerin korunması sağlanır.

İfadenin Alınması: Gözaltı sürecinde, şüpheli veya sanığın ifadesinin alınması amaçlanır. İlgili
makamlar, şüphelinin suçla ilgili ifadesini alarak soruşturmayı ilerletir ve adaletin gerçeği ortaya
çıkarmasına yardımcı olur.

Türk hukukunda gözaltı, belirli koşullar ve süreler dahilinde uygulanır. Gözaltı süreci, şüpheli veya
sanığın haklarının korunması ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesi esas alınarak gerçekleştirilir.

Gözaltı Süreci ve Uygulamaları

CMK M. 91;
Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın
tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8
md.) Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre
hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama
yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.
Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu
nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle
uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl
tebliğ edilir.

Türk hukukunda gözaltı süreci, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ilgili hükümlerine göre yürütülür.
Gözaltı süreci uygulamaları şu şekilde özetlenebilir:

Gözaltına Alma Kararı: Gözaltına alınacak kişi hakkında yetkili mercilerce gözaltı kararı verilir. Bu
karar, suçun işlendiği şüphesiyle yetkilendirilmiş mahkeme veya savcılık tarafından verilir. Gözaltına
alma kararı, kişinin özgürlüğünü sınırlayıcı bir tedbirdir ve hukuki gerekçeleriyle birlikte
düzenlenmelidir.

Gözaltına Alma İşlemi: Gözaltına alma işlemi, yetkili kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirilir.
Gözaltına alınan kişi, gözaltı süreciyle ilgili bilgilendirilir ve hakları hakkında bilgi verilir. Kişiye gözaltı
süreciyle ilgili açıklama yapma ve savunma hakkı tanınır.

Gözaltında Tutma Süresi: Gözaltında tutma süresi, CMK’da belirtilmiştir. Genel olarak, suçun
ciddiyetine ve soruşturma ihtiyacına bağlı olarak belirli bir süreyle sınırlıdır. Gözaltında tutma süresi,
soruşturmanın yürütülmesi ve delillerin toplanması amacıyla verilir.

Hak İhlallerinin Önlenmesi: Gözaltı sürecinde, kişinin temel hak ve özgürlüklerinin korunması
önemlidir. Gözaltında tutulan kişilere, insan haklarına saygı gösterilerek muamele edilmeli, kötü
muamele veya işkenceye maruz kalmaları önlenmelidir.

Savunma Hakkının Güvence Altına Alınması: Gözaltında tutulan kişilere, avukatla görüşme ve
savunma hakkı tanınır. Kişinin avukatına erişim hakkı, gözaltı sürecinde savunma hakkının etkin bir
şekilde kullanılmasını sağlar.

Bu uygulamalar, gözaltı sürecinin hukuka uygun bir şekilde yürütülmesini ve kişilerin haklarının
korunmasını amaçlar. Gözaltı sürecindeki adımlar, hukuki prosedürlere ve CMK’nın ilgili hükümlerine
uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

Gözaltına Alınan Kişinin Hakları ve Hukuki Güvenceler

Türk hukukunda gözaltına alınan kişilerin hakları ve hukuki güvenceleri şunlardır:

Hukuki Güvence: Gözaltına alınan kişiye hukuki güvence sağlanır. Bu, gözaltı işleminin hukuki
prosedürlere uygun şekilde gerçekleştirilmesini ve kişinin haklarının korunmasını sağlar.

Bilgilendirme: Gözaltına alınan kişi, gözaltı süreciyle ilgili olarak bilgilendirilir. Kişiye, gözaltına alma
nedeni, gözaltı süreci hakkında bilgilendirme yapılır ve kişinin hakları konusunda bilgi verilir.
Avukatla Görüşme ve Savunma Hakkı: Gözaltına alınan kişinin avukatla görüşme ve savunma hakkı
vardır. Kişi, gözaltına alındıktan sonra derhal avukatla görüşebilir ve avukatın hukuki destek
sağlamasından yararlanabilir.

Susma Hakkı: Gözaltına alınan kişi, susma hakkına sahiptir. Kişi, ifade vermeme veya susma hakkını
kullanabilir. Aynı zamanda, ifade verme hakkını kullanması durumunda, ifadesinin savunma hakkını
etkilememesi ve hukuki güvencelerle korunması sağlanır.

İfade Tutanaklarının Düzenlenmesi: Gözaltında tutulan kişinin ifadeleri, hukuki bir zeminde tutanak
altına alınır. Bu tutanakların düzenlenmesi ve kişinin ifade hakkının korunması önemlidir.
Sağlık Kontrolü: Gözaltına alınan kişiye sağlık kontrolü yapılır. Kişinin sağlık durumu kontrol edilir ve
gerekli sağlık hizmetleri sağlanır.

İşkence ve Kötü Muameleye Karşı Koruma: Gözaltında tutulan kişinin işkenceye ve kötü muameleye
karşı korunması sağlanır. Türk hukuku, işkence ve kötü muameleyi kesinlikle yasaklar ve bu tür
eylemlere maruz kalan kişilerin haklarını korur.

Bu haklar ve hukuki güvenceler, gözaltına alınan kişilerin temel insan haklarını koruma amacıyla Türk
hukukunda yer almaktadır. Gözaltı sürecinin hukuka uygun bir şekilde yürütülmesi ve kişilerin haklarının
korunması, adil bir yargılama sürecinin temel unsurlarıdır.

Her ne kadar güvenlik ve özgürlük kavramları birbirine ters iki kavram olarak algılansa da aslında bu iki
kavram birbirini tamamlayan ve bir diğerinin var olmasına imkân sağlayan iki kavramdır. Zira güvenliğin
olmadığı ve aşırı özgürlüğün önünün açıldığı devletlerde bireylerin menfaatlerini ve güvenliklerini
koruyup gözetmede zaafa düşen devlet, karmaşanın ortaya çıkmasına zemin hazırlamış olacaktır. Tam
tersi durumda aşırı güvenlik politikası yürüterek bireyleri sıkan ve onlara hareket alanı tanımayan devlet
ise giderek otoriterleşmeye başlayacaktır. Önemli ve gerekli olan bu iki kavramın durumun gerektirdiği
şartlar göz önünde tutularak ihtiyaca cevap verecek ölçüde kullanılması ve güvenliğin, istikrarın ve
toplum barışının sağlanmasının yanında bireylerin de özgürce hareket edebileceği ve özgürce karar
alabileceği bir yönetim planı uygulanmalıdır.


TUTUKLAMA

Tutuklamanın Tanımı ve Amacı
Türk Ceza Hukuku’nda tutuklama, şüpheli veya sanığın özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelir.
Tutuklama, bir suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması ve tutuklamanın gerekli olması durumunda
uygulanır.

Türk Ceza Hukuku’nda tutuklamanın amaçları şunlardır:

Suç Delillerinin Saklanmasının Önlenmesi: Tutuklama, suç delillerinin yok edilmesi, değiştirilmesi
veya gizlenmesi gibi durumları önlemeyi amaçlar. Tutuklama, delillerin korunmasını sağlar.

Kaçma Şüphesinin Önlenmesi: Tutuklama, şüphelinin veya sanığın yargılama sürecinde kaçma
şüphesini önlemeyi hedefler. Tutuklama, yargılama sürecine katılımı sağlamak ve hukuki sürecin sağlıklı
bir şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla uygulanır.

Suçun İşlenmesini Önleme: Tutuklama, suçun tekrar işlenmesini önlemek amacıyla kullanılabilir.
Şüpheli veya sanığın serbest bırakılması durumunda suçun tekrar işlenebileceği veya suç faaliyetlerine
katılımının devam edeceği endişesiyle tutuklama kararı verilebilir.

Kamu Güvenliğinin Sağlanması: Tutuklama, kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla uygulanır.
Şüpheli veya sanığın salıverilmesi durumunda toplum güvenliği veya kamu düzeninin ciddi şekilde
tehlikeye girebileceği düşünüldüğünde, tutuklama kararı verilebilir.

Tutuklama kararı, hukuki süreçte şüpheli veya sanığın özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasını sağlar.
Ancak, tutuklama kararı, Türk Ceza Hukuku’nda bir kişinin mahkumiyeti anlamına gelmez. Tutuklu
olarak yargılanan bir kişi, hukuki süreçte suçsuzluğunu kanıtlama hakkına sahiptir ve mahkeme
tarafından verilecek karar doğrultusunda serbest bırakılabilir.

Tutuklama Süreci ve Uygulamaları

CMK M. 100;
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre,
zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu
hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı
geçemez.16
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin
görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin
görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise
bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı
ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu
olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(5) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar
bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında
uygulanır.

Türk Ceza Hukuku’nda tutuklama süreci, şüpheli veya sanığın özgürlüğünün geçici olarak
kısıtlanmasıdır. Tutuklama, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması ve tutuklamanın gerekli
olması durumunda uygulanır. Tutuklama kararı, sulh ceza hakimi veya mahkeme tarafından verilir.
Tutuklama süreci aşağıdaki adımlardan oluşur:

Şüphe ve İddianame: Bir suç işlendiği şüphesiyle bir soruşturma başlatılır. Soruşturma sonucunda, savcı
tarafından iddianame düzenlenebilir. İddianame, suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunduğunu gösterir.

Tutuklama Talebi: İddianamenin sunulmasından sonra, savcı tutuklama talebinde bulunabilir.
Tutuklama talebi, suçun niteliği, delillerin gücü, kaçma şüphesi gibi faktörler göz önünde bulundurularak
değerlendirilir.

Tutuklama Kararı: Tutuklama talebi sulh ceza hakimine veya mahkemeye sunulur. Hakim veya
mahkeme, tutuklama talebini değerlendirerek karar verir. Tutuklama kararı, şüpheli veya sanığın
özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasını sağlar.

Tutuklama İşlemi: Tutuklama kararı doğrultusunda, şüpheli veya sanık gözaltına alınır ve ceza infaz
kurumuna sevk edilir. Tutuklanan kişi, tutuklanma gerekçesi ve hakları konusunda bilgilendirilir.

Tutukluluk Süreci: Tutuklanan kişi, tutuklu olarak yargılanma sürecine dahil olur. Tutuklu olarak
geçirilen süre, yasal süreler dahilinde sürer. Tutukluluk süresi, suçun niteliği, yargılama sürecinin
karmaşıklığı ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir.

Tutuklama süreci sırasında şüpheli veya sanığın haklarına saygı gösterilmesi önemlidir. Tutuklanan kişi,
avukat tutma hakkına sahiptir ve hukuki yardım alabilir. Ayrıca, tutuklu olarak geçirilen süre boyunca
adil yargılanma hakkı korunmalıdır.

Tutuklama kararının hukuka uygunluğu, mahkeme tarafından düzenli olarak gözden geçirilir. Şüpheli
veya sanık, tutuklama kararını temyiz etme hakkına sahiptir ve bu şekilde kararın yeniden
değerlendirilmesi talep edilebilir.


Tutuklanan Kişinin Hakları ve Hukuki Güvenceler

Türk Ceza Hukuku’nda tutuklanan kişinin hakları ve hukuki güvenceler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

Hukuki Yardım: Tutuklanan kişi, avukat tutma hakkına sahiptir. Hukuki yardım alarak savunma hakkını
kullanabilir ve yargılanma sürecinde kendisini en iyi şekilde temsil ettirebilir.

Bilgilendirme Hakkı: Tutuklanan kişi, tutuklama gerekçesi ve hakkında yapılan suçlamalar konusunda
bilgilendirilir. Ayrıca, tutuklama kararının gerekçesi kendisine açıklanır.

Adil Yargılanma Hakkı: Tutuklanan kişi, masumiyet karinesi prensibi doğrultusunda suçlu olduğuna
dair kanıtlanana kadar masum kabul edilir. Adil yargılanma hakkı, tutuklanan kişinin savunma yapma
hakkını, delilleri inceleme hakkını, tanıklarla yüzleşme hakkını ve diğer adil yargılanma unsurlarını içerir.

Tıbbi Yardım: Tutuklanan kişinin sağlık durumuyla ilgili tıbbi yardım hakkı vardır. İhtiyaç duyduğu tıbbi
tedaviye erişim sağlanmalıdır.

İletişim Hakkı: Tutuklanan kişi, ailesi veya avukatı ile iletişim kurma hakkına sahiptir. İletişim hakkı,
tutuklanan kişinin diğer insanlarla iletişim kurma ve durumunu paylaşma hakkını içerir.

Temyiz Hakkı: Tutuklama kararının hukuka uygunluğuna itiraz etme hakkı vardır. Tutuklanan kişi,
kararı temyiz etme ve yeniden değerlendirilmesini talep etme hakkına sahiptir.

İnsan Haklarına Saygı: Tutuklanan kişiye insan haklarına saygı gösterilmesi esastır. İnsanlık dışı veya
aşağılayıcı muamele veya cezalandırma yasaktır.

Bu haklar ve güvenceler, tutuklanan kişinin adil ve hukuka uygun bir şekilde işlem görmesini sağlamak
amacıyla vardır. Tutuklama sürecinde, bu haklara saygı gösterilmesi önemlidir ve tutuklanan kişinin bu
haklarını kullanabilmesi sağlanmalıdır.


Tüm Belirttiğimiz Hususlara İlişkin Uzman Kadromuz Ve Yeterli Tecrübemizle Sizlere Yardımcı
Olabilmek İçin BİLGİÇ&YALÇIN HUKUK VE DANIŞMANLIK Ofisimizle İletişime Geçebilirsiniz.

Hemen AraWhatsappYol Tarifi