Marka hakkina tecavuz

Küresel ekonominin hızla geliştiği, rekabetin yoğunlaştığı günümüz ticari hayatında, markalar bir işletmenin en değerli varlıklarından biri hâline gelmiştir.
Bir marka yalnızca bir isim veya logo değildir; tüketicinin zihninde kalite, güven, itibâr ve süreklilik algısı yaratır. Bu nedenle markalar, hem ekonomik hem de hukuki açıdan korunması gereken soyut değerlerdir.

Türk hukuk sisteminde markaya ilişkin düzenlemeler esas olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile yapılmıştır. Bu Kanun, markanın tanımını, tescil süreçlerini, korunma şartlarını, marka hakkına tecavüz halleri ve hukuki sonuçlarını ayrıntılı biçimde düzenler.

Marka hakkına tecavüzle ilgili ilk yapılması gereken bu hakka tecavüzün düşünülmesinden itibaren somut delil etme etmek olmalıdır. Hakkına tecavüz edildiğini düşünen marka karşı tarafa ilişkin bununla alakalı Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verilmelidir. Bu dilekçede durum detaylıca anlatılmalıdır. Ardından çıkacak karara göre maddi ve manevi tazminat hakları doğmaktadır. Bu hususta Samsun merkezde bulunan Bilgiç&Yalçın Hukuk Bürosundan profesyonel destek almanızı tavsiye ederiz.  

SMK m.4 hükmüne göre:

“Bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması koşuluyla, kişi adları dâhil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen her türlü işaret marka olabilir.”

Bu tanım, markayı yalnızca kelime veya logolarla sınırlamaz; markayı geniş anlamda “ayırt edici işaret” olarak tanımlar. Buna göre bir renk, bir ambalaj biçimi, hatta bir ses dahi marka olabilir.

Örneğin;

  • “Tiffany mavisi” rengi, Tiffany markasının tescilli rengidir.
  • “Nokia” melodisi bir ses markası olarak tescil edilmiştir.
  • “Coca-Cola” şişesinin biçimi, üç boyutlu marka olarak korunmaktadır.

Marka, mutlak nitelikte bir sınai mülkiyet hakkıdır. Yani sahibine, markayı kullanma ve başkalarının kullanmasını engelleme yetkisini veren, maddi olmayan malvarlığı hakkıdır.
Bu nedenle marka, devredilebilir, lisanslanabilir, rehnedilebilir ve miras yoluyla intikal edebilir.

Markalar, kullanım amaçları ve sahiplik yapısına göre farklı türlerde karşımıza çıkar:

  1. Bireysel (Ticari) Marka:
    Bir işletmenin mal veya hizmetlerini tanımlamak amacıyla kullanılan markalardır. Örneğin “LC Waikiki” veya “Arçelik”.
  2. Ortak Marka:
    Aynı üretim veya ticaret birliğine üye işletmelerin ürünlerini ortak bir işaret altında pazarlamasını sağlar. Örneğin “Antep Baklavası” gibi coğrafi işaretli ürünler, belirli bir birlik tarafından ortak marka şeklinde kullanılabilir.
  3. Garanti Markası:
    Belirli bir standarda uygunluğu garanti eder. Marka sahibi, üretici değil; kaliteyi denetleyen kişi veya kuruluştur. Örneğin “TSE” veya “CE” işareti garanti markasına örnektir.

Markanın tescil edilebilir olması için bazı temel şartları taşıması gerekir:

Ayırt Edicilik

Markanın en temel unsuru ayırt edici niteliktir. Bir markanın, piyasadaki diğer mal veya hizmetlerden açıkça ayrılabilir olması gerekir. Örneğin “ELMA” kelimesi elma satışı için marka olamaz, çünkü tanımlayıcıdır. Ancak “ELMA” yazılım ürünleri için tescil edilebilir, çünkü o sektörde ayırt edici olacaktır.

Grafik Olarak Gösterilebilirlik

Marka, sicile kaydedilebilir ve görsel olarak temsil edilebilir olmalıdır. Bu, markanın koruma kapsamının belirlenmesi açısından zorunludur.

Kamu Düzeni ve Genel Ahlaka Aykırılık

SMK m.5/1-ç uyarınca, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler marka olarak tescil edilemez. Örneğin toplumda nefret uyandıran veya dini değerlere saldırı niteliği taşıyan işaretler reddedilecektir.

Karıştırılma İhtimali

SMK m.6/1’e göre, önceki bir markayla karıştırılma ihtimali bulunan işaretlerin tescili engellenir. Bu ilke, markalar arasında iltibas (karıştırma) doğmasını önlemeye yöneliktir.

Marka Tescil Süreci

Türk hukukunda marka hakkı, kullanım yoluyla değil, tescil yoluyla kazanılır.
Marka tescil işlemleri Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından yürütülmektedir.

Başvuru Aşamaları

  1. Başvuru: TÜRKPATENT’e elektronik ortamda yapılır.
  2. Şekli İnceleme: Başvuru, eksiklik olup olmadığı yönünden incelenir.
  3. Esas İnceleme: SMK m.5 kapsamında mutlak ret nedenleri değerlendirilir.
  4. Yayım: Başvuru, Resmî Marka Bülteni’nde yayımlanır.
  5. İtiraz Süreci: Üçüncü kişiler, iki ay içinde itiraz edebilir.
  6. Tescil: İtiraz olmazsa veya reddedilirse, marka tescil edilerek Marka Siciline kaydedilir.

Marka koruması, tescil tarihinden itibaren 10 yıl sürer.
Bu süre her 10 yılda bir yenilenebilir ve marka süresiz şekilde korunabilir.

Marka, tescilli bir sınai mülkiyet hakkı olduğu için ekonomik değere sahiptir.
Bu nedenle devredilebilir, lisanslanabilir veya rehin edilebilir.
SMK m.148 ve devamı maddelere göre bu işlemlerin geçerli olabilmesi için Marka Siciline tescili zorunludur.

Yargıtay, markaların korunmasında geniş yorum yaparak, marka sahibinin hakkını güçlendiren içtihatlar geliştirmiştir:

Karıştırılma Tehlikesi

Yargıtay 11. HD, 2018/3891 E., 2020/3745 K. sayılı kararında:

“Marka hakkı, sahibine yalnızca markayı kullanma değil, aynı zamanda başkalarının markayı haksız kullanmasını önleme yetkisi de verir.”

Ünlü Markalar

Yargıtay HGK, 2015/11-2478 E., 2018/1250 K. kararında, tanınmış markaların benzer ürünlerle sınırlı olmaksızın, farklı sektörlerde de korunması gerektiğini belirtmiştir.

Tescilsiz Marka Kullanımı

Yargıtay 11. HD, 2019/1170 E., 2021/3056 K. kararında, markanın tescilden önce uzun süre kullanılmış olması durumunda, sahibine belirli ölçüde haksız rekabet koruması tanınabileceğine hükmetmiştir.

Markanın devri, lisansı ve rehni, marka hukukunun ekonomik hayatla en doğrudan ilişkiye geçtiği alan olup hem sözleşmesel hem de sicil işlemlerini, hakların sınırlandırılmasını ve üçüncü kişilere karşı korunmasını içeren özel kurallara tabidir; öncelikle marka bir tescilli sınai mülkiyet hakkı olduğundan malikiyetin veya kullanım yetkisinin devri ile ilgili hukuki işlemlerin hem taraflar arasında açık ve yazılı olarak düzenlenmesi hem de hukuki güvenlik için Marka Siciline tescil edilmesi gerekir (tescil, devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için esastır), devrin kapsamı tamamen veya kısmen olabileceği gibi belirli mal/hizmet sınıflarına ilişkin de sınırlandırılabilir; devir sözleşmesinde devrin kapsamı, bedeli, garanti hükümleri, marka ile ilişkili fikri sınai hakların (varsa) birlikte devri ve tarafların temsil yetkileri net biçimde gösterilmelidir; lisanslama bakımından ise hukuki olarak üç temel lisans türü ayırt edilir: münhasır (exclusive) lisans — lisans sahibine hakkın sahibine karşı dahi tek başına kullanma yetkisi verebilen ve sahibin üçüncü kişilere kullanım hakkı tanımasını engelleyebilen tür, tekil/şahsi (sole) lisans — sahibin kendisi kullanmaya devam edebildiği ama bir başkasına da münhasır olmayan biçimde yetki verdiği tür, ve gayri münhasır (non-exclusive) lisans — birden çok muhatta verilebilen kullanım hakkı; lisans sözleşmelerinde lisans süresi, coğrafi kapsam, mal/hizmet sınıfları, lisans bedeli/royalty mekanizması, denetim ve kalite kontrol hükümleri (markanın ayırt ediciliğinin ve itibarının korunması için sıkı kalite kontrol yükümlülükleri ve ihlalde fesih hakları), sublicensing izinleri, ihlal durumunda sorumluluk paylaşımı ve sözleşmenin feshi koşulları mutlaka düzenlenmelidir çünkü lisans verenin kalite kontrolü yetersizse marka zayıflar veya haksız fiil sorumluluğu doğabilir; ayrıca lisansın tescili üçüncü kişilere karşı hak iddiasını güçlendirir ve kimi hallerde zarar/gelir paylaşımı, raporlama, bağımsız denetim ve gizlilik maddeleri gibi ayrıntılar ticari değerin korunması için kritiktir; markanın rehni ise alacak teminatı amacıyla gerçekleştirilen hukuki işlemdir; rehin sözleşmesi ile marka üzerinde rehin hakkı tesis edilse bile rehnin alacaklıya karşı ileri sürülebilmesi ve üçüncü kişilere karşı geçerlilik kazanması için rehnin Marka Siciline şerh edilmesi gerekir; iflas veya konkordato hallerinde sicile kayıtlı devir, lisans veya rehin hakkının hukuki etkileri ve icra-iflas düzenlemeleri özel sonuçlar doğurabileceğinden bu işlemler sırasında alacaklıların, borçlunun tasfiye sürecinin ve sırasının dikkate alınması önemlidir; son olarak, lisans ve devir sözleşmeleri hazırlanırken marka hukuku dışındaki düzenlemeler (haksız rekabet, tüketici hukuku, ceza hükümleri) ile uluslararası unsurlar (sınır ötesi lisanslar, yabancı mahkeme kararlarının icrası, uluslararası tescil rejimleri) göz önünde bulundurulmalı ve tarafların haklarını güvence altına almak için sicil kayıtları, açık ibareler ve gerektiğinde noter onayı veya tescil ön koşulları sözleşmeye dahil edilmelidir.

Marka hakkının kapsamı, sahibine tanınan kullanma, men etme ve tasarruf etme yetkilerini içerir; yani marka sahibi, tescilli markasını kendi mal veya hizmetleri üzerinde kullanma hakkına sahip olduğu gibi, aynı veya benzer markaların üçüncü kişilerce izinsiz kullanılmasını da engelleyebilir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca marka sahibi, markasının aynısını veya benzerini tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mallar için izinsiz kullananlara karşı hukuki koruma talep edebilir. Bu koruma, sadece markanın birebir kopyalanması durumunda değil, markayla iltibas (karıştırılma) yaratacak benzerliklerin söz konusu olduğu hallerde de geçerlidir.

Örneğin, Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, markanın yazılış biçimi, telaffuzu, görsel unsurları veya genel izlenim itibarıyla tüketicide karıştırılma ihtimali yaratması, marka hakkına tecavüz sayılmaktadır. Markanın sağladığı koruma, yalnızca tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerle sınırlı değildir; tanınmış markalar bakımından koruma çok daha geniştir. SMK m.6/5 hükmü gereğince, tanınmış markalar farklı mal veya hizmet sınıflarında dahi olsa, markanın itibarından haksız yarar sağlanması veya itibarının zarar görmesi ihtimali bulunduğunda korunur. Bu düzenleme, örneğin “Mercedes” veya “Apple” gibi markaların, bambaşka bir sektörde kullanılmasına karşı dahi geniş kapsamlı koruma sağlamaktadır. Marka hakkına tecavüz halleri SMK m.29‘da ayrıntılı biçimde sayılmış olup, markanın izinsiz olarak aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması, markayı taşıyan ürünlerin izinsiz biçimde piyasaya sürülmesi, markanın reklam, fatura, belge veya tanıtımlarda haksız biçimde kullanılması, internet alan adlarında kötü niyetli olarak yer verilmesi gibi durumlar tecavüz olarak değerlendirilir. Marka hakkına tecavüz eden kişi yalnızca haksız fiil sorumluluğuna değil, aynı zamanda cezai yaptırımlara da tabi olur;

SMK m.30 uyarınca marka hakkına tecavüz edenler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Bunun yanında marka sahibi, hukuk mahkemelerinde açacağı tecavüzün durdurulması, önleme, maddi ve manevi tazminat, ürünlerin toplatılması veya imhası, markanın hükümsüzlüğü ve men kararı taleplerinde bulunabilir. Ayrıca marka hakkı, haksız rekabet hükümleri (TTK m.54 vd.) uyarınca da korunur; zira markanın itibarından haksız yarar sağlamak veya tüketiciyi yanıltıcı biçimde markayı kullanmak, haksız rekabet teşkil eder. Markanın korunması yalnızca ihlale karşı değil, markanın değerini korumak ve tescilin sürdürülmesi açısından da önemlidir. Marka sahibi markasını aktif biçimde kullanmakla yükümlüdür; aksi takdirde, markanın beş yıl süreyle kullanılmaması halinde iptal edilmesi gündeme gelir (SMK m.26). Bu düzenleme, markaların piyasada “donmuş” bir şekilde tutulmasının önüne geçmek ve ticari canlılığı korumak amacıyla getirilmiştir.

Diğer yandan markanın kullanılma biçimi de hukuki koruma açısından önem taşır; marka, sahibinin izniyle değiştirildiğinde veya ayırt edici niteliği zayıflatacak biçimde kullanıldığında koruma kapsamı daralabilir. Uygulamada, marka sahipleri markalarını lisanslamak, franchising anlaşmalarıyla kullandırmak veya üçüncü kişilerle ticari işbirliklerine girmek suretiyle markalarından ekonomik fayda elde ederler; ancak bu tür işlemler sırasında markanın itibarı ve ayırt edici gücü mutlaka korunmalıdır. Zira marka, yalnızca bir işaret değil, aynı zamanda işletmenin itibarı, tüketici nezdindeki güvenilirliği ve piyasa konumunun bir yansımasıdır. Dolayısıyla marka hakkının korunması, yalnızca bir hukuki hak olarak değil, aynı zamanda ekonomik istikrarın ve ticari güvenin korunması olarak değerlendirilmelidir.

Aşağıda marka hakkına tecavüz edilen firmaya karşı yapılan şikayet yer almaktadır.

SAMSUN CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

ŞİKAYETÇİ  :

VEKİLLERİ  : Av. Elif Sena BİLGİÇ & Av. Mehmet YALÇIN

                            -adres antettedir-

ŞÜPHELİ      :

KONU            : Müvekkil Adına Tescilli Markanın İzinsiz, Haksız Ve Hukuka Aykırı Şekilde Kullanılmasından Kaynaklı Şüphelinin Cezalandırılması Talepli Şikayet Dilekçesidir.

SUÇ    : 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 30. Maddesi, TCK ilgili maddeleri

AÇIKLAMALAR      :

            Şüpheli, şikayet  konusu  ………………………………………….” adresinde bulunan işletme içerisinde ve dışında müvekkilin hak sahibi olduğu markayı hiçbir geçerli hakkı olmaksızın kullanarak müvekkilin marka hakkına tecavüz etmektedir. Söz konusu işletmenin dışında bulunan tabela, totem, vale dubası vb. yerlerde müvekkile ait olan marka birebir olarak kullanılmaktadır. Aynı şekilde işletme içerisinde bulunan bardak, menü, baharatlık, şekerlik, kartvizit gibi birçok ürün üzerinde de müvekkile ait marka hiçbir hakka ve izne dayanmadan kullanılmaktadır.

            Müvekkilimiz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilen ……… tarihli ……………. tescil numaralı ……………. Marka İlan Bülten Tarihli Marka Tescil Belgesine istinaden;  ……………….. isimli markanın kesintisiz on yıl süre ile sahibidir. (Ek: Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Başvuru ve Tescil Bilgileri)

            Yaklaşık 1 ay önce ……………… adresinde faaliyet göstermeye başlayan Vedat Arslan ‘ye ait işletmenin ismi marka hakkı müvekkilimize ait olan “…………………dir. Bu duruma ilişkin hem müvekkile hem de şüpheliye ait dükkan fotoğrafları ekte bilginize sunulmuştur.  (Ek:Marka Tecavüzün İlişkin Görüntüler) İnceleme yapıldığında anlaşılacaktır ki müvekkilin tescil başvurusunda bulunup onay aldığı ve marka haklarına sahip olduğu ……………….ismini şüpheli, müvekkilden habersiz ve izinsiz bir biçimde kullanmaktadır.

            Müvekkilin marka ve patent işlerinin yürütülmesini sağlayan ……………….tarafından her ne kadar ihtarname ile müvekkilimize ait tescilli “………………….. markasının şüpheli şirket yetkilisi tarafından kullanılmasının 3 gün içinde sonlandırılması aksi halde markanın haksız ve izinsiz kullanımına ilişkin marka hakkına tecavüz hükümleri ve haksız rekabet hükümleri uyarınca dava, talep ve tazminat haklarımızın saklı olduğu ihtar edilmiştir. Ancak gönderdiğimiz ihtarnameye rağmen işletme ismini değiştirmemiş, üstelik ………… başvuru numarası ile “……………..” marka adı için Türk Patent Enstitüsü’ne başvuru yapmışlardır. Bu başvuruya numaralı itirazımız bulunmaktadır ve henüz değerlendirme aşamasındadır.  ( ………… Tarafından Gönderilen İhtar)

6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU’NUN 29. MADDESİNDE;

Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller

Madde 29-  (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:

a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.

b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.

c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.

ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

            İlgili mevzuat uyarınca; şüpheli şirket yetkilisi tarafından kullanılmaya başlanan ……………… işletme isminin, müvekkilin sahibi olduğu marka hakkına tecavüz teşkil ettiği açıkça ortadadır.  

6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU’NUN 29. MADDESİNDE;

Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler

Madde 30- (1) Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(3) Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(4) Bu maddede yer alan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(5) Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

(6) Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

(7) Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz.

            6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30.maddesinde mark hakkında tecavüze ilişkin cezai hükümler sayılmıştır. Buna göre “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” Hükmü uyarınca müvekkilin tescilli markasına tecavüz oluşturacak derecede benzer bir işletme ismi ile hizmet vermektedir. İşbu mevzuat uyarınca şüpheli şirket yetkilisinin cezalandırılmasını talep ederiz.

            Markalar arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu ya da tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal veya hizmetler aynı ya da benzer ise, bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir.

            Karıştırma ihtimali hem markalar bakımından hem de sınıflar bakımından benzerliği gerektirdiğinden, iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve/veya hizmet sınıfları ne kadar birebir benzer ise, karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için, markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Mal ve/veya hizmetler birbirinden farklı oldukça da karıştırılma ihtimalinden kaçınabilmek için, markalar arasında önemli farklılık olması gerekmeyecektir.

            Ancak şüpheli yan markasını, hem müvekkil markası ile aynı/benzer hizmetlerde tescil ettirmek istemiş hem de aynı/benzer sözcük, harf karakteri, şekil ve renk kullanmıştır. Bu durum da markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik yaratmış ve tüketiciler açısından karıştırma ihtimalini arttırmıştır. Şikayetçi müvekkil adına tescilli olan ………………………. ibareli markaya şüpheli tarafından tecavüz edildiği açıkça ortadadır.

            Müvekkil mesnet markası ……………. ibaresini tek başına esas unsur olarak taşımaktadır. Davaya konu marka da …………………. kelimesinden oluşmaktadır. İş bu sebeple bu haliyle MARKALAR BİREBİR AYNI ESAS UNSURLARI İÇERMEKTEDİR. Bununla birlikte Yargı ve Kurum kararlarında tüketici dikkatinin özellikle kelime markalarında kelimenin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaştığı kabul edilmektedir.

NİTEKİM YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ 12.03.2015 TARİH, 2014/18263 E., 2015/3408 K. SAYILI KARARINDA ŞU DEĞERLENDİRMELERDE BULUNMUŞTUR:

 “…başvuru kapsamında yer alan 29/1 sınıftaki et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri ile 43/1. Sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin davacının markasının kapsamında yer alan salam, sosis, sucuk, füme et, kavurma, pastırma, taze et, sakatat, dondurulmuş et ve et ürünleri, köfte ürünleriyle benzer olduğu zira dağıtım kanallarının aynı olduğu, birbirlerini tamamlama olanağının bulunduğu, öte yandan bu ürünlerin bir kısmının yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin sunulduğu işletmelerde doğrudan sunulması olanağının bulunması nedeniyle benzer nitelikte oldukları…”

            6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile de sabit olduğu üzere marka hakkı münhasıran sahibinde aittir. Bu hak başkaları tarafından yalnızca marka hakkı sahibinin izni ile ve verdiği izin sınırları içerisinde kullanılabilir. Dava konusu işletmenin yetkilisi davalı, müvekkile ait “………………….” markası hakkında müvekkilden herhangi bir izin almadan faaliyete geçirmiştir. Buna müteakip müvekkilin hak sahibi olduğu …………. isimli markayı arama yapılması istenen adresteki işletme içerisinde de hiçbir geçerli hakkı olmaksızın halen kullanmaya devam etmekte ve müvekkilin marka hakkına tecavüz etmektedir.

            Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149. Maddesinin a, b, c ve ç bendlerinde yer alan hakları sayın mahkemenizden talep etmekteyiz.

Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler;

MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden

aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.

b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.

c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.

ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.

            6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29.maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan haller: “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak ve markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek…” ve devamı şeklinde düzenlenmiştir. İlgili mevzuat uyarınca; şüpheli şirket yetkilisi/yetkilileri tarafından kullanılmaya devam eden ve müvekkile ait ………………. işletme isminin aynen kullanılması müvekkilin sahibi olduğu marka hakkına tecavüz teşkil ettiği de açıkça ortadadır.

            Yukarıdaki açıklamalardan da görüleceği üzere …………………. markasında da markanın tam kopyası ……………. olmakla birlikte bu ibareler karşılaştırıldığında işitsel olarak da birebir aynı algılanması sebebiyle tüketicilerin markaları benzer bulması olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden müvekkil iş kaybına uğramıştır. Davalı tarafın ısrarlı hukuka aykırı davranışları neticesinde müvekkilin mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olup müvekkil maddi-manevi zarara uğratılmıştır. Davalı tarafa gönderilen yazılan ihtara rağmen davalı taraf müvekkile ait olan marka hakkını kullanmaya devam etmiş ve müvekkilin ticari itibarını sarsmıştır. Müvekkilin işbu hukuka aykırı eylemler nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın davalı tarafça tazmini gerekmektedir.

Sınai Mülkiyet Kanunu, Tazminat başlıklı 150. Maddesi şöyledir;

MADDE 150- (1) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak

sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.

            Şüpheli ………… markasını yine aynı sektörde  ……………….adresinde kullanmaya devam etmektedir. Müvekkile ait olan markayı, davalı şirketin aynı ibareyi hiçbir tescile veya devir hakkına sahip değil iken müvekkilin yetkilisi olduğu şirketle aynı sektörde faaliyet göstererek marka olarak kullanması haksız eylem oluşturmaktadır.

HUKUKİ NEDENLER          :  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.4 vd., m.149 vd. ve ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER : Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Başvuru Bilgileri, Marka Tecavüzün İlişkin Görüntüler,  …………. tarafından şüpheliye gönderilen ihtarname,  Müvekkile ait iş yeri vergi levhası, bilirkişi, yemin, keşif, tanık beyanları ve sair hukuki deliller.

SONUÇ ve İSTEM      : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; Şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın başlatılarak,

            Marka hakkına tecavüz suçu nedeniyle kamu davası açılmasına,

            Şüphelinin CEZALANDIRILMASINA,

            El konulan ürünlerin imhasına,

            Tekrarının önlenmesi için ihtiyati tedbirlerin uygulanmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.                                     

   ŞİKAYETÇİ VEKİLLERİ

                                         AV. ELİF SENA BİLGİÇ & AV. MEHMET YALÇIN

EK: Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Başvuru Bilgileri

        Marka Tecavüzün İlişkin Görüntüler

        ……….. Tarafından Şüpheliye Gönderilen İhtarname

        Müvekkile ait iş yeri vergi levhası

Marka, modern ticaret dünyasında bir işletmenin en güçlü tanıtım aracı ve ekonomik değerlerinden biridir. Türk hukuk sisteminde markalar, yalnızca bir işaret olmanın ötesinde; bir teşebbüsün itibarı, kalite standardı ve pazardaki konumunu temsil eden soyut varlıklardır. Bu nedenle markaların hukuki korunması, hem rekabet düzeninin hem de tüketici güveninin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, markaya ilişkin düzenlemeleri uluslararası standartlara uygun biçimde sistematik olarak bir araya getirmiş, markanın tescili, korunması, devri, lisansı ve hükümsüzlüğüne ilişkin açık hükümler getirmiştir. Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yürütülen tescil sistemi, markaya hukuki koruma kazandırmanın ilk adımı olmakla birlikte, marka hakkının etkin biçimde korunması esasen bu hakkın kullanımı ve ihlallere karşı zamanında müdahale edilmesiyle mümkündür. Uygulamada marka sahiplerinin en çok karşılaştığı sorun, markalarının benzer şekilde taklit edilmesi veya kötü niyetli biçimde tescil edilmesidir.

Bu durumlarda, hem idari itiraz yollarının hem de yargısal koruma mekanizmalarının etkin kullanılması büyük önem taşır. Ayrıca markaların ekonomik değerinin sürdürülebilir olması için, işletmelerin markalarını yalnızca tescil ettirmekle kalmayıp, aktif biçimde kullanmaları, markanın itibarı ve ayırt edici karakterini koruyacak bir marka stratejisi izlemeleri gerekir. Özellikle dijitalleşmenin arttığı günümüzde, markaların internet ortamında ve sosyal medyada korunması da hukuki korumanın bir uzantısı hâline gelmiştir. Sonuç olarak marka, işletmeler için yalnızca bir ticari araç değil, uzun vadeli bir yatırım ve kurumsal kimliğin hukuki teminatıdır. Bu nedenle her işletmenin, markasının doğumundan itibaren —tescil, lisans, devir, yenileme ve gerektiğinde dava süreçleri dâhil— tüm aşamalarda profesyonel hukuki destek alması, markanın sürekliliği ve değerinin korunması bakımından en doğru yaklaşımdır.

Bilgiç & Yalçın Hukuk Bürosu olarak, Samsun başta olmak üzere ülke marka hakkına tecavüz suçlarına ilişkin dosyalarla yakından ilgileniyor, her müvekkilimizin dosyasını profesyonel ve özenli bir şekilde takip ediyoruz. Ceza hukuku alanındaki deneyimimizle, delil değerlendirmesinden savunma stratejisinin oluşturulmasına kadar her aşamada etkin bir hukuki destek sağlıyoruz.

Bu tür dosyalarda erken aşamada bir Samsun ceza avukatından hukuki yardım almak, hem hak kaybını önler hem de kişisel kullanım sınırının doğru şekilde ortaya konmasına katkı sağlar. Unutulmamalıdır ki, uyuşturucu madde suçlarında her olayın koşulları farklıdır ve profesyonel hukuki yönlendirme çoğu zaman dosyanın seyrini tamamen değiştirebilir.

Yorumlar devre dışıdır