Dolandirici

DOLANDIRILDIM NE YAPMALIYIM? (PARAYI GERİ ALMA)

DOLANDIRICILIK VE NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU

(TCK m.157-158 Kapsamında Güncel Mevzuat, Yargıtay Uygulaması ve Uygulamalı Değerlendirme)

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Hukuku’nda en sık karşılaşılan malvarlığına karşı suç tiplerinden biri olup, teknolojinin gelişmesiyle birlikte kapsamı sürekli genişleyen bir suç alanı haline gelmiştir. Özellikle internet bankacılığı, e-ticaret platformları ve sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte dolandırıcılık suçları klasik yöntemlerin ötesine geçmiş, daha organize ve profesyonel yapılar tarafından işlenir hale gelmiştir.

Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddeleri, dolandırıcılık suçunun temel ve nitelikli hallerini düzenlemektedir.

DOLANDIRICILIK SUÇU (TCK m.157)

TCK m.157’ye göre dolandırıcılık suçu:

“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına yarar sağlamak”

Şeklinde tanımlanmaktadır. Dolandırıcılık suçu:

-Malvarlığına karşı suçtur

-Kasten işlenebilir

-Neticeli bir suçtur

-Şikayete tabi değildir

Bu suç tipi ile korunan hukuki değer yalnızca bireysel mülkiyet değil, aynı zamanda ekonomik güven ve ticari hayatın dürüstlüğüdür.

SUÇUN UNSURLARI

  1. Hileli Davranış

Hile, dolandırıcılık suçunun kurucu unsurudur. Ancak her aldatıcı davranış hile olarak kabul edilmez. Yargıtay uygulamasına göre hile: sistematik olmalı, yoğunluk içermeli, mağdurun denetim imkanını ortadan kaldırmalı, basit yalan sınırını aşmalıdır. Örneğin sahte belge düzenlenmesi, sahte kimlik kullanılması, kendini kamu görevlisi gibi tanıtma gibi eylemler hile kapsamındadır.

  • Aldatma Unsuru

Mağdurun hileli davranışlara inanması ve bu doğrultuda işlem yapması gerekir. Eğer mağdur aldatılmamışsa suç oluşmaz.

  • Zarar ve Menfaat

Suçun tamamlanabilmesi için: Mağdurun malvarlığında azalma, fail lehine haksız kazanç birlikte gerçekleşmelidir.

NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU (TCK m.158)

3.1. Genel Açıklama

TCK m.158, dolandırıcılık suçunun daha ağır cezayı gerektiren hallerini düzenlemektedir. Bu hallerde suçun işleniş biçimi veya mağdurun durumu, suçun ağırlığını artırmaktadır.

NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK

Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;

  1. Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  2. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  3. Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  4. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  5. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  6. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  7. Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  8. Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  9. Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
  10. Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  11. Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  12. (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]

  • Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
  • (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Son zamanlarda sık sık karşılaştığımız bir durum olan nitelikli dolandırıcılık halleri birçok vatandaşı mağdur etmektedir. Bilgisi ve rızası olmamasına rağmen birçok vatandaşın hesaplarından para çekilmiş, birçoğu adına krediler çekilip dolandırıcıların hesaplarına aktarılmıştır. Bu durumda vatandaşın ne yapması gereği konusu soru işaretleri ile karşılanmaktadır. Bu durumu yaşayan vatandaşlarımızın ivedilikle Samsun Bilgiç & Yalçın Hukuk Bürosu ile iletişime geçmesi sürecin sağlıklı yürütülmesi adına önem arz etmektedir.

Dolandırıldığım paramı geri alabilir miyim? sorusu özellikle karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle dolandırıcıların hesabına parayı siz de göndermiş olsanız, hesabınızdan çekilse de veyahut sizin adınıza İnternet bankacılığından kredi dahi çekilse bu zararın giderilmesi nispeten mümkündür. Yani dolandırıcılara kaptırılan, izniniz bilginiz dahilinde olmayan her türlü işlemin iadesini dava yolu ile alabiliriz. Burada yapılması ve dikkat edilmesi gereken durumlara tek tek değineceğiz.

İnternet çağının gelişimi ile birlikte bankacılık faaliyetlerinin açıkları kullanılarak vatandaşların bilgileri ile dolandırıcılık durumları oluşmaktadır. Dolandırılan vatandaşın ilk yapması gereken husus bir an önce elinde bulunan dekont, yazışma, İBAN ve isim soyisim bilgilerini alarak en yakındaki karakola şikayet oluşturulması gerekmektedir. Bu durumun ivedilikle yapılması gerekmektedir. Şikayetini oluşturan olayı

anlatan vatandaşın dikkat etmesi gereken en önemli husus budur. Kolluk kuvvetleri almış oldukları bu ifade neticesinde fezleke oluşturarak savcılığa sunar ve soruşturma başlar. Kişilerin tespiti, hangi hesaplar arasında giriş çıkış yapıldığının tespiti açısından bu durum önem arz eder.

Gelelim bir diğer önemli hususa; Dolandırıldım, Bankanın Hiç Suçu Yok Mu?, Bana Bilgi Verilmedi Ne Yapabilirim Konusuna.

Şunu net bir şekilde belirtmekte fayda var ki; bankanın net bir biçimde sorumluluğu bulunmaktadır. Banka hesabınızdan çekilen veya adınıza çekilip başka hesaba aktarılan paraların transferlerinde net olarak bankaların sorumluluğu mevcuttur. Bankalar burada basiretli bir tacir gibi davranarak vatandaşın hesaplarını güvenli tutmalıdır.

Bankaya karşı açılan tüketici davalarında görevli mahkeme, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73. maddesi uyarınca kural olarak tüketici mahkemeleri olup, tüketici mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ise asliye hukuk mahkemeleri tüketici mahkemesi sıfatıyla görev yapmaktadır. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmakta ve görev hususundaki aykırılık kesin hüküm oluşturulmadan önce her zaman ileri sürülebilmektedir. Yetki bakımından ise 6502 sayılı Kanun’un 73/5. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olmamakla birlikte seçimlik yetkili mahkeme olarak kabul edilmekte; bunun yanında sözleşmenin ifa yeri mahkemesi ile davalı banka tüzel kişiliğinin merkezinin veya ilgili şubesinin bulunduğu yer mahkemeleri de genel yetki kuralları çerçevesinde yetkili olabilmektedir. Dava şartları yönünden ise bankacılık işlemlerinden kaynaklanan ve para alacağı talebine dayanan tüketici uyuşmazlıklarında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartı niteliğinde olup, arabuluculuk sürecine başvurulmadan açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi söz konusu olmaktadır; bu nedenle arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesi ekinde sunulması zorunludur. Zamanaşımı bakımından ise uyuşmazlığın niteliğine göre Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen genel 10 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmakta, ancak bankacılık işleminin türüne göre (özellikle periyodik işlem, ücret, komisyon ve kredi ilişkilerinde) farklı özel zamanaşımı değerlendirmeleri gündeme gelebilmekte; zamanaşımının başlangıcı ise Yargıtay uygulamasında çoğunlukla işlemin yapıldığı tarih, kesintinin gerçekleştirildiği an veya zararın ve hukuka aykırılığın öğrenildiği tarih olarak kabul edilmekte, bu nedenle her somut olayda işlem tarihi, sözleşme içeriği ve hesap hareketlerinin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

Dolandırılan vatandaşlar, Samsun Bilgiç & Yalçın Hukuk Bürosunda bulunan avukatlarımızla iletişime geçerek durumu izah etmelidir. Bankaların sorumlu olduğuna dair kararlar elimizde mevcut olup yürüttüğümüz birçok dava mevcuttur. Buna ilişkin örnek dava dilekçesi aşağıdadır.

DOLANDIRILMA DURUMLARINDA BANKAYA KARŞI AÇILAN KISMI ALACAK DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

      DAVACISAMSUN NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE   :
VEKİLLERİ: Av. Elif Sena BİLGİÇ YALÇIN & Av. Mehmet YALÇIN
  DAVALILAR-adres antettedir-   : AKBANK T.A.Ş
  
KONU                                   : :Müvekkil davacı ……….n, 15.05.2025 Tarihinde  dolandırıcılık şebekesi
tarafından  kişisel  verilerinin  ele  geçirilmesi  neticesinde  davalı  Akbank  T.A.Ş.  basiretli  tacir sorumluluğunu yerine getirmemesi ve güvenlik açığı neticesinde müvekkil davacı ………. adına açılan avans hesaptan çekilen yapılan para transferleri neticesinde uğramış olduğu zararın, ADİ KANUNİ FAİZİ İLE BİRLİKTE davalı Akbank A.Ş.’den (Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla KISMİ DAVA OLARAK şimdilik 1.000,00-TL zararın) TAHSİLİ taleplidir.   DAVA HARCA ESAS DEĞERİ: 1.000,00-TL (Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla
KISMİ DAVA OLARAK şimdilik 1.000,00-TL zararın tahsili talepli)   AÇIKLAMALAR                : Müvekkil  davacı ………,  bankacılık sektöründe  müşterilerin  kişisel
bilgilerini elde ederek kötüye kullanan bir dolandırıcılık şebekesi tarafından 15.05.2025 tarihinde defalarca telefonla aranmak sureti ile dolandırılmıştır. Müvekkil davacının kişisel bilgileri ele geçirilerek İRADESİ DIŞINDA VE HİLELİ DAVRANIŞLAR İLE kendisi adına para transferleri yapılmıştır.   Davalı banka ile, Samsun Arabuluculuk Bürosu 02/03/2026 tarih ve …… büro dosya numarası ile arabuluculuk yapılmış ancak görüşme sonunda ANLAŞAMAMA olarak tamamlanmıştır. Buna ilişkin son tutanak ekte bilginize sunulmuştur. (EK)   Dolandırıcılık şebekesi davalı AKBANK A.Ş. üzerinden işlem ve faaliyetlerini gerçekleştirmiş olup davalı AKBANK A.Ş. nezdindeki müvekkil davacıya ait hesaplarına ilişkin tüm bilgileri elde etmek sureti ile kendisini dolandırmış bu konu hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden suç duyurusunda bulunulmuştur. Soruşturma numaralı dosya halen derdest olup soruşturma devam etmektedir. Buna ilişkin fezleke ekte bilignize sunulmuştur. (EK)   Müvekkil olay günü 15.05.2025 tarihinde mobilya alma amacı ile aydinmobilya.tr isimli siteye girmiş ve ardından kendisini WhatsApp uygulamasına yönlendirmişlerdir. Ardından müvekkilin hesabından ekte de sunacağımız üzere düzenli aralıklarla para havale edilmiştir. Ekte bu havalelerin bir kısmı bilginize sunulmuştur. (EK) Bu hususta gerekli araştırmanın yapılması adına davalı AKBANK A.Ş’den o gün müvekkil adına yapılan tüm işlemlerin celbini talep ederiz.   Müvekkil davacı…………….. , bankacılık sektöründeki bir suç şebekesi tarafından müvekkil davacının kişisel bilgileri kullanılmak sureti ile dolandırılmış bulunmaktadır. Kişisel bilgilerin güvenliğinin korunması hukuken bankanın sorumluluğunda olup müvekkil davacıya ait tüm bilgilerin kötüye kullanılması davalı AKBANK A.Ş.’nin sorumluluğundadır. Kaldı ki işbu verilerin ele geçirilmesi eyleminde müvekkil davacıya bu hususta hiçbir şekilde bilgilendirme veya teyit onayı dahi yapılmamıştır.   Belirtmek gerekir ki; 5411 sayılı Bankalar Kanunu 61. maddede, mevduat sahiplerinin geri alma haklarının hiçbir suretle sınırlandırılamayacağı (TMK’nın rehin, hapis hakkı, TBK’nın alacağın temliki- devri, takas hükümleri ve diğer kanunların verdiği yetkiler ve yükümlülükler saklıdır) hükmü yer almaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, ödünç (karz) ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.   Türk Borçlar Kanunu’nun 386. vd. maddelerinde karz akdi düzenlenmiş olup, karz akdinde, ödünç veren bir miktar paranın yahut diğer mislî şeyin mülkiyetini ödünç alana nakleder, ödünç alan da aynı nevîden şeyleri geri vermekle yükümlü olur. Ödünç verilen parayı banka, kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.   Usulsüz tevdiye dair TBK. nun 570 maddesi uyarınca da paranın nef’i ve hasarı saklayana, yani bankaya geçer. Saklayan banka, bu parayı kendi yararına kullanabilir, bu hükümler uyarınca, usulsüz işlemle kötü niyetli 3. Kişilerce müşteri bilgilerinin aktarılması sureti ile bankalara duyulan güvenin kötüye kullanılması sonucunda gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemi sonucunda, EFT, havale edilen paralar, aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin; niteliği belirtilen sözleşme uyarınca bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.

BANKA BASİRETLİ TACİRDEN BEKLENEN ÖZENİ GÖSTERMEK ZORUNDA OLUP, EN HAFİF KUSURUNDAN DAHİ SORUMLUDUR VE BU SORUMLULUĞU KALDIRAN SÖZLEŞME HÜKÜMLERİ DE GEÇERLİ DEĞİLDİR. BANKALAR, BİR GÜVEN VE İTİBAR KURUMUDUR, OBJEKTİF ÖZEN BORCU BULUNDUĞUNDAN, TOPLADIKLARI MEVDUATI MÜŞTERİ BİLGİLERİNİ SAHTECİLİKLERE KARŞI ÖZENLE KORUMAK ZORUNDADIRLAR.

Ayrıca bankaların yukarıda açıklanan hükümlere ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre müşterinin mevduat hesabında dolandırıcıların geliştirdikleri yöntemlere karşı, çalınan bilgilerle işlem yapmasını önleyecek güvenlik önlemlerini almaları zorunludur.

Dolandırıcılık eylemi, müvekkil davacıya karşı değil, mevduat sözleşmesi uyarınca (karz- usulsüz tevdi) mülkiyeti kendisine geçen paranın maliki bankaya karşı işlenmiştir.

MÜVEKKİL DAVACININ BANKAYA KARŞI ALACAĞI AYNEN DEVAM ETMEKTEDİR. BANKA, KÖTÜ NİYETLİ 3. KİŞİLERCE DAVACI HESABINA GİRİLMESİNİ ÖNLEYEN ZORUNLU GÜVENLİK TEDBİRLERİNİ ALMIŞ OLSA İDİ DAVACININ DİĞER BİLGİLERİ  ELE  GEÇİRİLSE  DAHİ  BANKAYA  KARŞI  DOLANDIRICILIK  EYLEMİ  DE

GERÇEKLEŞEMEYECEKTİ.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 15.03.2020 tarihli ve 31069 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” Bank. K. 93. maddesi gereğince düzenlenerek 01.07.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu yönetmeliğie göre bankaların, müşteri bilgilerini ele geçirmeye yönelik gerek içerden gerekse dışardan gerçekleştirilen her türlü işlem ve eyleme ya da saldırılara karşı, olası tehditleri önceden belirlemeye ilişkin sistemsel ve yazılımsal önemleri alma zorunluluğu getirilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.11.2012 Tarih 2012/11-550 Esas 2012/820 Karar sayılı ilamında “Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, internet bankacılığı kavramı ile bankaların mudileriyle yaptığı sözleşmelerin hukuki niteliğinin açıklanmasında yarar bulunmaktadır. İnternet, birden fazla haberleşme ağının (network) bilgisayarlar aracılığıyla meydana getirdikleri bir iletişim ortamıdır. (Sözer, B.; Elektronik Sözleşmeler, İst. 2002, S.7) Günümüzde internet, tüm dünya üzerine yayılmış olan çok geniş bir bilgisayar ağı durumunu gelmiştir. Bu iletişim ağından yararlanan internet bankacılığı; teknolojide meydana gelen gelişmeler sonucu ortaya çıkan ve hemen hemen bütün bankacılık işlemlerinin internet üzerinden yapılabilmesini sağlayan elektronik bir bankacılık türüdür. Es söyleyişle, interaktif bankacılık, bankacılık hizmetlerinin internet üzerinden sunulduğu bir bankacılık türü olarak da tanımlanabilir. Bankalar tarafından hazırlanan sözleşmelerde yer alan yaygın tarifiyle internet bankacılığı ise; şahsın kablolu, kablosuz iletişim sistemleri ile teknik şartlara haiz bilgisayar, GSM, telefon gibi araçlar üzerinden ve internet-wap aracılığı ile otomatik, sesli yanıt sistemi ile şifre ve parolayı kullanarak, bankanın belirleyeceği kurallar ve limitler dahilinde şahsın banka hesapları üzerinde her türlü işlem yapma yöntemidir. İnternet bankacılığındaki en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunudur. Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen yükümlülükler ve sorumluluklar vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bu sistemin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hale getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Hiç kuşkusuz, müşterilerin de internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen kullanıcı adı, şifresi ve diğer bilgileri üçüncü kişilerin eline geçmesini önleyecek gerekli tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gereklidir. İnternet ortamında ortaya çıkabilecek siber suç eylemleri, büyük ölçüde bu ortamı sağlayan bilgisayar sistemi

veya verilerine çeşitli maksatlarda ve haksız olarak yapılan müdahaleleri ve bu sistemde zararlı içerikli bir takım yayınları bulundurmak şeklinde olmaktadır. Örneğin, bir bilgisayar sistemine zarar verme amacı taşıyan , verilerin değiştirilmesi, bir bilgisayar sistemine zarar verici amaçlar için yetkisiz e-mailler (spam), virüsler, gibi zarar verici kodların ya da çocuk pornografisinin gönderilmesi gibi eylemler bu niteliktedir. ((Mahmut Koca, Ünal Tekinalp?e Armağan, C.3., İst. 2003, s.789-790) Bankacılık işlemleri alanında sözleşme özgürlüğü ilkesinin etkili bir şekilde uygulanmaması nedeniyle bankaların sorumluluğu konusunda özel düzenlemelerin ve yorumların yapılması da bir gerekliliktir. (Ahmet Battal, Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s.1) İnternet bankacılığında asıl sorun, hiçbir kusuru olmayan hesap sahibinin internet bankacılığı sisteminden dolayı zarar görmesi halinde durumun ne olacağı noktasında toplanmaktadır. Bankalar, yazılı veya sözlü duyurularla halktan faiz veya ivaz karşılığında topladıkları paraları Türk ekonomisinin güçlenmesi doğrultusunda değerlendiren ve aynı zamanda bu mevduatlardan para kazanan kuruluşlardır. Bankalar kendilerine yatırılan paraları istenildiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdürler. Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç (karz) ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Bununu sonucu mevduatın niteliğine uygun düştüğü oranda karz (ödünç) veya usulsüz tevdi hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekir (aynı ilkelere HGK?nun 15.06.1994, 1994/11-178-398 sayılı kararında da yer verilmiştir) Bilindiği üzere, ödünç sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu?nun (BK) başlıklı 306. vd. maddesinde düzenmiş olup, anılan yasa hükmü; şeklindedir. Bu hükme göre; ödünç alan konumundaki banka, kendisine ödünç verilen parayı kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Bu hükme paralel düzenleme 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 61. maddesinde yer almaktadır. Anılan maddenin birinci fıkrasında; <4721 sayılı Türk Medenî Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, BK?nun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz.> şeklinde düzenleme yapılmıştır. Vedia akitlerinde usulsüz tevdi durumunun hükme bağlandığı BK?nun 472/1. maddesi uyarınca da usulsüz tevdi durumunda paranın nef?i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçecektir. TTK?nun 20. maddesi hükmüne göre, banka basiretli tacirden beklenen özen derecesini de göstermek zorundadır, aksi halde hafif kusurundan dahi sorumludur. (İbrahim Kaplan, Bankanın Hukuki Sorumluluğu, Haluk Tandoğan?ın Hatırasına Armağan, S.455; Tandoğan, Bankacılıkta Sorumluluk, C.3, s.110) Bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira BK?nun 99 ve 100/3 maddesine göre, hile ve ağır kusurun varlığı halinde borçluyu sorumluluktan kurtaran sözleşme şartları ahlak ve dürüstlük kuralına aykırı olduğundan geçersizdir. (Mustafa Çeker, Hukuki Yönüyle Banka Mevduatı, Adana 2004, S.281-233) Sorumsuzluk anlaşmalarına getirilen sınırlama daha güçlü durumdaki bankalara karşı daha zayıf durumdaki kişiyi koruma (sosyal adalet) nedenine dayanmaktadır. BANKALAR, BİR GÜVEN KURUMLARI OLUP, ÖZEL YASA İLE KURULAN VE KENDİLERİNE ALANLARINDA ÇEŞİTLİ
İMTİYAZLAR TANINAN, TOPLADIKLARI MEVDUATI SAHTECİLİKLERE KARŞI ÖZENLE
KORUMAK ZORUNDA OLAN KURULUŞLARDIR. Objektif özen borcu altında bulunan bankalar,
hafif  kusurlarından dahi sorumludurlar. BANKALAR, DİĞER  ALANLARDA OLDUĞU  GİBİ, İNTERNET ORTAMINDA YAPILACAK İŞLEMLERDE DE SİSTEM GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA
YÜKÜMLÜLÜĞÜ ALTINDADIRLAR. Bu çerçevede, banka, mevduat sahiplerinin güvenli bir şekilde
işlem yapabilmesini için gerekli güvenlik altyapısını hazırlamak zorundadır. Bu kapsamda, bankanın, interaktif bankacılık işlemleri sırasında şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek
birgüvenlikmekanizmasıoluşturmasıgereklidir.SİSTEMGÜVENLİĞİNİN
SAĞLANAMAMASINDAN KAYNAKLANAN ZARARLARIN SORUMLULUĞU BANKAYA AİT
OLACAKTIR.(Mustafa Çeker,  İnternet  Bankacılığı İşlemlerindeki  Usulsüzlüklerden  Bankaların
Sorumluğu, S.8) Bu açıklamalar ışığında, internet bankacılığı faaliyeti yürüten bankalar, bankadaki paranın internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda mudinin parasını yukarıda açıklanan mevzuat çerçevesinde iade etmekle yükümlüdürler. Usulsüz işlemlerle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam eder. Banka, usulsüz işlemin gerçekleşmesinde mevduat sahibinin müterafik kusurunun bulunduğunu ispat etmesi halinde tazminatta indirim isteyebilir. Genel Kurulda bir kısım üyeler; internet bankacılığı sisteminden yararlanmak için gerekli şifre ve parola benzeri kişisel bilgilerin bankanın bilgisayar sistemine dışarıdan girilerek elde edilemediğini, müşteri bilgisayarlarına dışarıdan müdahale yöntemleriyle bu bilgilerin ele geçirildiğini, dolayısıyla kişisel bilgisini gerektiği gibi muhafaza etmeyen müşterilerin bilgisayar korsanlıklarıyla oluşan zararlardan sorumlu olmalarının gerektiğini belirtmişlerse de, bu görüş, kurul çoğunluğunca benimsenmemiş ve günümüzün teknolojik seviyesinde elektronik imza vb. gibi gelişmiş güvenlik önlemlerinin alınmasının mümkün bulunduğu ve bu tedbirleri almanın hizmet sunucusu olan bankaların yükümlülüğünde olduğu ifade edilmiştir.


SOMUT OLAYDA DAVALI BANKA, DAVACININ MÜTERAFİK KUSURUNU VE SUÇ TEŞKİL EDEBİLECEK BİR EYLEMİNİN VARLIĞINI DA KANITLAYAMADIĞINDAN DAVACI MUDİNİN  KENDİSİNE  TEVDİ  ETTİĞİ MEVDUATI AYNEN  İADE ETMEKLE

YÜKÜMLÜDÜR. Bu itibarla; Hukuk Genel Kurulu?nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin Tarih 2016/7228 Esas 2018/972 Karar sayılı ilamında” Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02/03/2016 tarih ve 2016/15-2016/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın …. Şubesinde bulunan hesabından 07.10.2008 tarihinde internet üzerinden yetkisiz kişilerce hesabına girilerek 50.000,00 TL çekilip çeşitli hesaplara gönderildiğini, 10.000,00 TL’nin iade edilmiş olmasına rağmen kalan bedelin ödenmediğini, DAVALI BANKANIN GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAYARAK MÜVEKKİLİNİN MAĞDURİYETİNE SEBEP OLDUĞUNU İLERİ SÜREREK FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARI SAKLI KAYDI İLE ŞİMDİLİK 10.000,00 TL’NİN 07/10/2008 TARİHİNDEN İTİBAREN BAŞLAYACAK TİCARİ FAİZ İLE DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLMESİNİ DAVA VE TALEP ETMİŞTİR. Davalı

vekili, müvekkilinin gerekli önlemleri aldığını, kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. MAHKEMECE BOZMA İLAMINA UYULARAK TÜM DOSYA KAPSAMINA GÖRE; DAVACININ RIZASI VE BİLGİSİ DIŞINDA HESABINDAKİ PARANIN 3. KİŞİLERE GÖNDERİLDİĞİ, DAVALI BANKANIN PARAYI GEREKTİĞİ GİBİ KORUYAMADIĞI, GEREKLİ DİKKAT VE ÖZENİ GÖSTEREMEDİĞİ, PARANIN KÖTÜNİYETLİ 3. KİŞİLERİN ELİNE GEÇMESİNDE DAVALI BANKANIN TAM KUSURLU OLDUĞU GEREKÇESİYLE DAVANIN KABULÜ İLE TALEPLE BAĞLI KALINARAK 20.000,00 TL’NİN DAVA TARİHİ OLAN 20/04/2011 TARİHİNE KADAR DAVALI BANKA TARAFINDAN UYGULANAN VADESİZ MEVDUAT FAİZİ İLE ( O TARİHTEKİ REESKONT HADDİNİ AŞMAMAK ÜZERE) BİRLİKTE, DAVA TARİHİ OLAN 20/04/2011 TARİHİNDEN İTİBAREN SONRA REESKONT HADDİ ÜZERİNDEN  HESAPLANACAK TEMERRÜT FAİZİYLE BİRLİKTE DAVALI  BANKADAN

ALINIP DAVACIYA VERİLMESİNE KARAR VERİLMİŞTİR. Kararı davacı vekili, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 18.04.2018 Tarih 2016/10483 Esas 2018/2840 Karar sayılı”Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/06/2016 tarih ve 2014/508-2016/545 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVACI VEKİLİ; MÜVEKKİLİNİN DAVALI BANKANIN… SANAYİ ŞUBESİNDE HESABI BULUNDUĞUNU, HESABINDAN 08.11.2013 TARİHİNDE İZNİ VE ONAYI OLMAKSIZIN T. İŞ BANKASI A….NİN … İSİMLİ MÜŞTERİSİNE AİT HESABA İNTERNET BANKACILIĞI ÜZERİNDEN HAVALE YAPILDIĞINI, … CUMHURİYET SAVCILIĞININ 2013/111007 SORUŞTURMA NUMARASI İLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDUĞUNU, BANKALARIN BASİRETLİ BİR TACİR GİBİ DAVRANMAK ZORUNDA OLDUĞUNU VE MÜŞTERİLERİNİN


ZARAR GÖRMEMESİ İÇİN TÜM ÖNLEMLERİ ALMASI GEREKTİĞİNİ İLERİ SÜREREK FAZLAYA İLİŞKİN TALEPLERİMİZ SAKLI KALMAK KAYDIYLA YUKARIDA ARZ EDİLEN NEDENLERLE; 31.800.00 TL’LİK MADDİ ZARARIN 08.11.2013 TARİHİNDEN BAŞLAYACAK REESKONT AVANS FAİZİ İLE BİRLİKTE DAVALI BANKADAN TAZMİNİNE, YARGILAMA MASRAFLARI  İLE  ÜCRETİ  VEKALETİN  DAVALIYA  YÜKLENMESİNE  KARAR VERİLMESİNİ TALEP VE DAVA ETMİŞTİR. Davalı vekili; davacı müşterinin internet bankacılığında kullanmış olduğu bilgisayarı zararlı programlardan koruyamaması ve cep telefonuna indirilen zararlı yazılımdaki virüs aracılığı ile cep şifrenin 3. kişilerce ele geçirilmesine sebep olduğunu, müvekkili bankanın internet bankacılığı hizmetinin uluslararası alanda kabul edilen güvenlik standartlarında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. MAHKEMECE İDDİA, SAVUNMA, BİLİRKİŞİ RAPORU VE TÜM DOSYA KAPSAMINA GÖRE; İNTERNET BANKACILIĞI YOLUYLA DAVACININ HESABINDAN 3. KİŞİ HESABINA BİLGİSİ DIŞINDA HAVALE İŞLEMİ YAPILDIĞI, DAVACININ ZARARININ ÖDENMESİ TALEBİNİN BANKA TARAFINDAN REDDEDİLDİĞİ, İŞ BANKASINDAKİ HESABA HAVALE EDİLEN PARANIN AKİBETİNİN NE OLDUĞU BİLİNEMEMEKTE İSE DE KONU HESAPTAN HERHANGİ BİR TUTARIN İADE YAPILMAMIŞ OLDUĞU, DAVALI BANKANIN OLAYDA TAM KUSURLU OLDUĞU GEREKÇESİYLE DAVANIN KABULÜ İLE 31.800,00 TL’NİN 08/11/2013 TARİHİNDEN İTİBAREN REASKONT AVANS FAİZİ İLE BİRLİKTE DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLMİŞTİR. KARARI, DAVALI VEKİLİ TEMYİZ ETMİŞTİR.

DAVA DOSYASI İÇERİSİNDEKİ BİLGİ VE BELGELERE, MAHKEME KARARININ GEREKÇESİNDE DAYANILAN DELİLLERİN TARTIŞILIP, DEĞERLENDİRİLMESİNDE USUL VE YASAYA AYKIRI BİR YÖN BULUNMAMASINA GÖRE, DAVALI VEKİLİNİN TÜM TEMYİZ İTİRAZLARI YERİNDE DEĞİLDİR.

SONUÇ: YUKARIDA AÇIKLANAN NEDENLERDEN DOLAYI, DAVALI VEKİLİNİN BÜTÜN TEMYİZ İTİRAZLARININ REDDİYLE USUL VE KANUNA UYGUN BULUNAN HÜKMÜN ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.629,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.024,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 305,65 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 12/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” şeklinde karar verilmiştir.

Söz konusu haklı davamıza istinaden farklı yer ve mahkemelerde aynı konuya ilişkin bilirkişi raporlarına erişilmiş ve huzurunuza sunulmuştur. Müvekkilin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi adına muhakkak bu raporların incelenmesi ve bilirkişi raporu alınmasını talep ederiz. (EK)   Söz konusu olayda kısa sürede bu kadar yüksek meblağların havale edilmesi hayatın doğal akışına aykırıdır. Davalı banka bu hususta gerekli tedbirleri almak zorundadır. Banka hiçbir şekilde şüpheli işlem olarak görmeyip müvekkile bilgilendirme yapmamıştır.   Tüm bu sebepler doğrultusunda; Müvekkil davacı …………….. 15.05.2025 Tarihinde dolandırıcılık şebekesi tarafından kişisel verilerinin ele geçirilmesi neticesinde davalı AKBANK’ın basiretli tacir sorumluluğunu yerine getirmemesi ve güvenlik açığı neticesinde müvekkil davacı……………… adına yapılan para transferleri neticesinde uğramış olduğu zararın, ADİ KANUNİ FAİZİ İLE BİRLİKTE davalı AKBANK A.Ş.’den (Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla KISMİ DAVA OLARAK şimdilik 1.000,00-TL zararın) TAHSİLİNİ talep ediyoruz.     HUKUKİ NEDENLER   : TMK,TTK,İlgili Yasal Mevzuat,
HUKUKİ DELİLLER        :
  
  1. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı…………. Soruşturma Numaralı Dosyası,
  2. Bilirkişi İncelemesi (Bankacı Bilirkişi Marifetiyle Müvekkil Davacı…………….. hesabından aktarılan paraların hesaplanması ve bankanın bu hususta sorumluluğunun tespit edilmesi)
  3. Müvekkil davacının, davalı AKBANK’a ait hesap ve kredi çekme işlemine dair hareketlerinin istenerek dosyaya kazandırılması,
  4. Tanık Beyanları,
  5. Yargıtay Kararları,
  6. İsticvap, 7-Tanık,
  7. Yemin ve tüm yasal deliller.

SONUÇ ve İSTEM              :

Müvekkil davacı……………….., 15.05.2025 Tarihinde dolandırıcılık şebekesi tarafından kişisel verilerinin ele geçirilmesi neticesinde davalı AKBANK’ın basiretli tacir sorumluluğunu yerine getirmemesi ve güvenlik açığı neticesinde müvekkil davacı………………… adına çekilen krediler ve

yapılan para transferleri neticesinde uğramış olduğu zararın, ADİ KANUNİ FAİZİ İLE BİRLİKTE davalı AKBANK A.Ş.’den (Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla KISMİ DAVA OLARAK şimdilik 1.000,00-TL zararın) TAHSİLİNİ,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını müvekkilimiz adına vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz.

DAVACI VEKİLLERİ AV. ELİF SENA BİLGİÇ & AV. MEHMET YALÇIN

EK: FEZLEKE

DEKONTLAR

ARABULUCULUK SON TUTANAĞI İLGİLİ BİLİRKİŞİ RAPORLARI

Dolandırıldıktan Sonra Hukuki Güvenceniz: Bilgiç & Yalçın Hukuk Bürosu

Bilgiç & Yalçın Hukuk Bürosu, Samsun merkezli olarak tüm illerde emniyet ve savcılık aşamasında alınan ifadelerde müvekkillerinin bizzat yanında yer almakta, ifade sürecine aktif şekilde katılarak avukatlık hizmeti sunmaktadır. İfade öncesi hukuki bilgilendirme, ifade sırasında savunma hakkının korunması ve usule aykırı işlemlere derhal müdahale edilmesi, büromuzun temel çalışma prensiplerindendir.

Tüm bunlarla birlikte Bilgiç & Yalçın Hukuk Bürosu olarak uğradığınız zararın tazminine ilişkin, bankaya açılacak her türlü hukuk davasının yürütülmesinde, arabuluculuk sürecinde yanınızdayız. Tüm bu hukuki süreçleri ofisimizle birlikte çalışarak yürütmenizde mutlaka fayda vardır.

Samsun’da dolandırıcılık için avukat desteğine ihtiyaç duyuyorsanız, bizimle iletişime geçerek süreci hukuki güvence altına alabilirsiniz.


SIK SORULAN SORULAR

Dolandırıcılık suçu ile borç ödememek arasındaki fark nedir?

Borcun ödenmemesi tek başına suç değildir. Başlangıçtan itibaren aldatma kastı varsa suç oluşur.

İnternetten yapılan dolandırıcılık nasıl değerlendirilir?

Bilişim sistemleri kullanıldığı için nitelikli dolandırıcılık kapsamındadır.

Dolandırıcılık suçunda para geri alınabilir mi?

Evet. Ceza davasına ek olarak hukuk davası açılarak zarar tazmin edilebilir.

Şikayet süresi var mı?

Şikayete tabi değildir, her zaman soruşturma yapılabilir.

Sahte ilan vermek suç mudur?

Evet, hile unsuru içeriyorsa dolandırıcılık suçunu oluşturur.

Yorumlar devre dışıdır